Toprağın Şekil Değiştiren Hali: Seramikle Tanışmak

Toprağın Şekil Değiştiren Hali: Seramikle Tanışmak

Toprağın Şekil Değiştiren Hali: Seramikle Tanışmak

Kil bazen bir fincana, bazen küçük bir tabağa, bazen de yalnızca sahibinin anlamını bildiği özgün bir objeye dönüşüyor. Decollage Art Space Seramik Atölyesi, elleriyle üretmek, malzemeyi tanımak ve günlük hayatın temposundan biraz uzaklaşmak isteyenleri dört haftalık yaratıcı bir sürece davet ediyor.

Toprağın Şekil Değiştiren Hali: Seramikle Tanışmak

Seramikle ilk kez çalışırken insanın aklından genellikle aynı şey geçiyor: Bu küçük kil parçasından gerçekten düzgün bir şey çıkacak mı?

İlk birkaç dakika biraz temkinli geçebiliyor. Kili fazla bastırmaktan çekiniyor, nereden başlayacağınızı düşünüyorsunuz. Sonra elleriniz malzemeye alışmaya başlıyor. Bir kenarı düzeltiyor, başka bir tarafı yükseltiyor, beğenmediğiniz yeri yeniden şekillendiriyorsunuz.

Bir süre sonra başlangıçtaki o şekilsiz parça, size ait bir objeye dönüşmeye başlıyor.

Seramiği bu kadar keyifli yapan şeylerden biri de sanırım tam olarak bu. Sonucu hemen satın almıyorsunuz; yavaş yavaş ortaya çıkarıyorsunuz.

Seramiğin Biraz Sabır İsteyen Tarafı

Bugün pek çok şeyi hızlı tüketmeye alıştık.

Bir fotoğraf birkaç saniyede çekiliyor, yemek bir uygulamadan birkaç dokunuşla geliyor, bir şey merak ettiğimizde cevabını hemen bulabiliyoruz.

Seramik ise bunun tam tersine çalışıyor.

Kilin kendi zamanı var.

Şekillendirmeniz gerekiyor. Kurumasını bekliyorsunuz. Boyama ve sırlama aşamaları geliyor. Ardından ortaya çıkacak sonucu merak ediyorsunuz.

Decollage Art Space’teki Seramik Atölyesi de bu süreci dört haftaya yayıyor. İlk aşamalarda kil ve seramiğin temel yapısı ile elde şekillendirme üzerine çalışılırken, devamında üretilen parçaların boyanması ve sırlanması gibi farklı uygulamalar yapılıyor. Programın ilerleyen bölümünde farklı üretim teknikleri de deneniyor.

Bu nedenle seramikte yalnızca “bir obje yapmak” değil, o objenin geçirdiği değişimi görmek de deneyimin önemli bir parçası.

Elleriniz Kusursuz Olmak Zorunda Değil

Seramikle ilgili en sık karşılaşılan çekincelerden biri el becerisi.

“Benim elim yatkın değildir.”

“Ben düzgün yapamam.”

“Daha önce hiç denemedim.”

Bunların hiçbiri kilin başına oturmamak için iyi bir neden değil.

Çünkü seramikte ilk yaptığınız parçanın fabrikadan çıkmış gibi görünmesi gerekmiyor. Hatta elle şekillendirilen bir objeyi güzel yapan şey çoğu zaman tam da küçük farklılıkları.

Bir kenarın diğerinden birkaç milimetre yüksek olması, yüzeyde elinizin bıraktığı hafif bir iz ya da seçtiğiniz rengin beklediğinizden farklı görünmesi çalışmayı size ait hale getiriyor.

Seramik üretirken zamanla şunu fark ediyorsunuz: Kusursuzluk ile güzel olmak aynı şey değil.

Bazen hafif eğri bir fincan, seri üretim yüzlerce fincandan çok daha değerli hissettirebiliyor. Çünkü onun nasıl ortaya çıktığını biliyorsunuz.

Kil ile Çalışmak Beklenenden Daha Fiziksel Bir Deneyim

Fotoğraflarda seramik oldukça sakin görünüyor.

Gerçekte ise sürekli malzemeyle iletişim halindesiniz.

Kili sıkıştırıyor, açıyor, inceltiyor, birleştiriyor ve tekrar şekillendiriyorsunuz. Fazla müdahale ettiğinizde form değişiyor. Az dokunduğunuzda istediğiniz görüntü oluşmayabiliyor.

Bir noktadan sonra kilin nasıl davrandığını anlamaya başlıyorsunuz.

Bu da süreci daha ilginç hale getiriyor.

Çünkü yalnızca kafanızdaki şekli kile kabul ettirmeye çalışmıyorsunuz; kullandığınız malzemenin özelliklerine göre siz de kararlarınızı değiştiriyorsunuz.

Decollage Art Space’te uygulamalar eğitmen rehberliğinde gerçekleştiriliyor ve gerekli malzemeler mekân tarafından sağlanıyor. Atölyeye seramik üretimine yeni başlayanların yanı sıra daha önce deneyim sahibi olanlar da katılabiliyor.

Şekillendirmek İşin Sadece Başlangıcı

Seramiğin dışarıdan pek görünmeyen ama en merak uyandıran taraflarından biri, şekillendirme sonrasında başlayan süreç.

Bir objeyi oluşturduğunuzda iş bitmiyor.

Renk devreye giriyor.

Yüzey değişiyor.

Sır uygulaması parçanın görünümünü bambaşka bir noktaya taşıyabiliyor.

Bazen kil halindeyken oldukça sade görünen bir çalışma, tamamlandığında tahmin ettiğinizden çok daha karakterli bir parçaya dönüşüyor.

Decollage Art Space’teki dört haftalık süreçte de şekillendirmenin ardından boyama ve sırlama aşamalarına yer veriliyor. Böylece katılımcılar yalnızca kile biçim vermeyi değil, ürettikleri parçanın sonraki aşamalarını da deneyimleyebiliyor.

İlk haftalarda yaptığınız parçayı ilerleyen haftalarda yeniden görmek de işin ayrı bir keyfi.

Çünkü masada bıraktığınız kil ile daha sonra karşınıza çıkan seramik aynı şeymiş gibi hissettirmiyor.

Birkaç Saatliğine Telefona Bakmayı Unutmak

Seramik yaparken garip bir şekilde zaman hızlı geçiyor.

Bunun çok basit bir nedeni var.

Elleriniz meşgul.

Önünüzde sürekli dikkatinizi isteyen bir şey bulunuyor.

“Şu kenarı biraz daha düzelteyim.”

“Burayı biraz inceltsem daha mı iyi olur?”

“Bu parçayı buraya eklesem nasıl görünür?”

Derken bir bakıyorsunuz, uzun zamandır telefonunuza bakmamışsınız.

Günümüzde bu bile başlı başına güzel bir şey.

Özellikle bütün haftasını bilgisayar karşısında, toplantılarda veya yoğun bir iş temposunda geçiren biri için elleriyle gerçek bir malzemeye dokunmak beklenmedik derecede dinlendirici olabiliyor.

Seramiğin insanı sakinleştiren tarafı belki de burada.

Size “rahatlamaya çalışın” demiyor.

Sadece önünüze bir parça kil koyuyor ve dikkatinizi doğal olarak oraya çekiyor.

İstanbul'da Her Zamankinden Biraz Farklı Bir Plan

İstanbul’da arkadaşlarla buluşmanın bir rutini var.

Bir yerde kahve içiliyor, yemek yeniyor, biraz dolaşılıyor ve eve dönülüyor.

Bunda kötü bir şey yok elbette.

Ama bazen insan aynı planın biraz dışına çıkmak istiyor.

Birlikte seramik yapmak bu yüzden güzel bir alternatif olabilir. Yan yana oturup tamamen farklı parçalar üretmek, arada birbirinizin yaptığına bakmak ve sonunda “sen bunu nasıl yaptın?” diye konuşmak bile buluşmayı başka bir hale getiriyor.

Tek başına katılmak da farklı bir deneyim.

Önceden kimseyi tanımadığınız bir masada herkes kendi parçasıyla uğraşırken sohbet kendiliğinden gelişebiliyor.

Decollage Art Space’in Suadiye’de, Bağdat Caddesi çevresinde bulunması da özellikle Kadıköy’de seramik atölyesi veya İstanbul Anadolu Yakası’nda yaratıcı bir etkinlik arayanlar için ulaşılabilir bir seçenek oluşturuyor.

Eğitmen Rehberliğinde Kendi Yolunuzu Bulmak

Seramikte bir tekniği görmekle kendiniz uygulamak arasında ciddi fark var.

Birinin birkaç saniyede yaptığı hareketi ilk denemenizde aynı şekilde gerçekleştiremeyebilirsiniz.

Bu oldukça normal.

Seramik eğitmeni Hilal Balcıoğlu’nun rehberliğinde gerçekleşen atölyede uygulamalar katılımcılarla birebir çalışılarak gösteriliyor. Balcıoğlu, yaklaşık yedi yıldır seramik üretimiyle ilgileniyor ve Kadıköy’deki Ant Seramik’te çalışmalarını sürdürüyor.

Buradaki güzel taraf, herkesin aynı objeyi kusursuz biçimde kopyalamaya çalışması yerine zaman içinde kendi elinin izini taşıyan parçalar üretmeye başlaması.

Çünkü teknik öğrenilebilir.

Ama o tekniği nasıl kullandığınız yavaş yavaş size ait hale geliyor.

Eve Götürdüğünüz Şey Yalnızca Bir Seramik Değil

Dört haftanın sonunda elinize aldığınız parçaya dışarıdan bakan biri yalnızca bir tabak, kase ya da dekoratif obje görebilir.

Siz ise biraz daha fazlasını görüyorsunuz.

İlk gün yaptığınız hatayı hatırlıyorsunuz.

Hangi kısmı bozup yeniden şekillendirdiğinizi biliyorsunuz.

Rengini seçerken neden kararsız kaldığınızı, sırlandıktan sonra nasıl görüneceğini merak ettiğinizi hatırlıyorsunuz.

Bu yüzden kendi yaptığınız basit bir seramik objenin bile evdeki diğer eşyalardan farklı bir yeri olabiliyor.

Çünkü onu sadece seçmediniz. Yaptınız.

Belki seramiğin insana en iyi gelen taraflarından biri de bu.

Günün sonunda ortaya çıkan şey mükemmel olmak zorunda değil. Elinizden çıkmış olması, ona bakınca o birkaç haftalık üretim sürecini hatırlamanız için yeterli.

İstanbul’da ellerinizle bir şey üretmek, kilin nasıl şekil değiştirdiğini görmek ve alışılmış hafta sonu planlarına küçük bir ara vermek istiyorsanız, Decollage Art Space’teki Seramik Atölyesi bunun için güzel bir başlangıç olabilir.

0