Kim Anlatıyor, Ne Hatırlanıyor?
Haftalık Sanat Haberleri (12 Ekim – 19 Ekim)
Denizli, Türkiye’deki İtalyan Arkeoloji Araştırmalarını Bir Araya Getiriyor
Türkiye’de sürdürülen İtalyan arkeoloji çalışmalarının güncel bulguları, 17. İtalyan Kültür Merkezi Arkeoloji Sempozyumu kapsamında Denizli’de ele alınacak. 13-14 Ekim tarihlerinde düzenlenecek buluşma, farklı dönemlere uzanan kazı ve araştırmaları ortak bir bilimsel zeminde buluşturarak iki ülke arasındaki akademik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
İstanbul İtalyan Kültür Merkezi ve Ankara İtalyan Büyükelçiliği himayesinde, Pamukkale Üniversitesi iş birliğiyle gerçekleştirilen sempozyum, Türkiye’nin farklı bölgelerinde çalışan İtalyan arkeologlarla Türk araştırmacıları bir araya getiriyor. Etkinlik, sahada elde edilen yeni verilerin paylaşılmasının yanı sıra farklı araştırma yöntemlerinin karşılaştırılmasına ve arkeolojik çalışmaların geleceğine ilişkin tartışmalara da alan açıyor.
Bu yıl “Keşifler, yöntemler ve iş birliği: Araştırmanın sürekliliği ile yenilikçilik arasında Türkiye’deki İtalyan arkeoloji heyetleri” başlığını taşıyan program, Anadolu’nun çok katmanlı tarihini farklı kazı alanları üzerinden ele alacak. Arslantepe, Hierapolis, Karkamış, Kültepe, Uşaklı Höyük, Porsuk-Zeyve Höyük, Hattuşa, Tripolis ve Tokalı Kilisesi’nde yürütülen çalışmalarda görev alan arkeologlar, araştırmalarının sonuçlarını katılımcılarla paylaşacak.
Sempozyumun açılışı, 13 Ekim akşamı Hierapolis Antik Tiyatrosu’nda düzenlenecek halka açık ve ücretsiz konserle yapılacak. Diplomatik, siyasi ve akademik temsilcilerin de katılacağı etkinliğin ardından bilimsel program, 14 Ekim’de Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Prof. Dr. İsmail Çetişli Konferans Salonu’nda devam edecek. Saat 09.00’da başlayacak oturumlar gün boyunca sürecek.
İki bölüm halinde planlanan bilimsel programın ilk oturumu, prehistorya ve protohistorya dönemlerine odaklanacak. Oturum, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilal Söğüt’ün moderatörlüğünde gerçekleşecek. Klasik ve Bizans dönemlerinin ele alınacağı ikinci bölümü ise Arkeoloji Enstitüsü Başkanı ve Laodikeia Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek yönetecek.
İtalyanca-Türkçe simultane tercüme desteğiyle gerçekleştirilecek sempozyum oturumları ücretsiz olarak takip edilebilecek. Programa katılmak isteyenler, İstanbul İtalyan Kültür Merkezi’nin internet sitesi üzerinden kayıt yaptırabiliyor.

*Görsel, iicistanbul.esteri.it resmi web sitesinden alınmıştır.
Afife Jale’nin Hikâyesi 28 Yıl Sonra Bale Sahnesine Dönüyor
Türk tiyatrosunun öncü kadınlarından Afife Jale’nin yaşamını sahneye taşıyan Afife balesi, 28 yıl aradan sonra yeni yorumuyla izleyiciyle buluştu. İlk kez 1998’de Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından sahnelenen eser, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin prodüksiyonuyla 10 Ekim’de Atatürk Kültür Merkezi’nde prömiyer yaptı.
Bestesi Turgay Erdener’e, librettosu ve koreografisi Beyhan Murphy’ye ait olan eser, Afife Jale’nin sanatını icra edebilmek için verdiği mücadeleyi, özgürlük arayışını, aşklarını ve yaşamının farklı dönemlerini çağdaş bir sahne anlatısıyla ele alıyor. Afife’nin tiyatro sahnesine çıkmak için gösterdiği cesaret, yalnızca kendi yaşamının dönüm noktası olarak değil, kendisinden sonra gelen kadın sanatçılara açtığı yol ve Türkiye’nin tiyatro tarihinde yarattığı dönüşüm üzerinden de yorumlanıyor.
İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası’nı İbrahim Yazıcı’nın yöneteceği yapımın görsel dünyası da farklı disiplinlerin buluşmasıyla şekilleniyor. Dekor tasarımını Efter Tunç, kostüm tasarımını Bahar Korçan, ışık tasarımını Cem Yılmazer, video tasarımını ise Aisha Hajiyeva üstleniyor.
Afife karakterinin farklı yönlerini İlke Kodal ve Melike Manav dönüşümlü olarak canlandırıyor. Yapımda “Altın Afife” rolünü Berin Günay ve Aslı Ulu; “Kırmızı Afife” rolünü Gizem Atik Tuncay, Büşra Ay ve Nisa Deniz Ekmekçi; “Mor Afife” rolünü Deniz Kılınç Tunçeli, Büşra Ay ve Aslı Ulu; “Gümüş Afife” rolünü ise Berfu Elmas, Berin Günay ve Naz Kurtuluş üstleniyor. Farklı Afife yorumları, karakterin yaşamındaki çeşitli katmanları sahne üzerinde görünür kılıyor.
Geçmişte sahnelenmiş bir eseri günümüzün sahne diliyle yeniden ele alan Afife, bir sanatçının kişisel hikâyesini aşarak kadınların sanat alanındaki varoluş mücadelesine uzanıyor. Bale, 14, 15, 17 ve 29 Ekim 2026 tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda yeniden izlenebilecek.

*Görsel,akmistanbul resmi web sitesinden alınmıştır.
Anadolu’nun Bitki Hafızası Botanik İllüstrasyonlarla Görünür Oluyor
Bitkileri yalnızca bilimsel incelemenin nesnesi olmaktan çıkarıp kültürün, gündelik yaşamın ve görsel hafızanın bir parçası olarak ele alan “BOTANICA: Anadolu’nun Bitkileri” sergisi, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde ziyarete açıldı. Flora Araştırmaları Derneği Bitki Ressamları Komitesi (BİRET) iş birliğiyle düzenlenen sergi, Anadolu’nun zengin bitki çeşitliliğini bilimsel gözlem ile sanatsal ifade arasındaki ilişki üzerinden inceliyor. Sergi, 10 Ocak 2027 tarihine kadar görülebilecek.
Türkiye’nin farklı coğrafyalarında yetişen bitkileri konu alan eserler, doğanın ayrıntılarını kaydetmenin ötesine geçerek bir bitkiyi tanıma ve anlama sürecini de görünür kılıyor. Yaprakların biçimi, çiçeklerin yapısı, meyve ve tohumların ayırt edici özellikleri, bilimsel doğruluk gözetilerek çizimlere aktarılıyor. Bu yaklaşım, botanik illüstrasyonun hem bilgi üretimine katkı sunan hem de doğayı özgün bir görsel dile dönüştüren yönünü ortaya koyuyor.
Serginin merkezinde, gözlem ve estetik duyarlılığın bir arada ilerlediği üretim süreci bulunuyor. Bir bitkinin doğru biçimde betimlenmesi; dikkatli inceleme, karşılaştırma ve araştırma gerektirirken, sanatçının çizgisi bu bilimsel verileri izlenebilir bir anlatıya dönüştürüyor. Böylece eserler, izleyiciyi doğaya yalnızca bakmaya değil, onun ayrıntılarını fark etmeye ve çeşitliliğini yeniden keşfetmeye davet ediyor.
“BOTANICA: Anadolu’nun Bitkileri”, çizimlerin yanı sıra herbaryum örneklerini, tarihsel belgeleri ve nadir eserleri de bir araya getiriyor. Geçmişten günümüze botanik bilimi ve bitki ressamlığı alanında üretilen çalışmaları buluşturan bu seçki, bitkilerin belgelenmesi ve sınıflandırılmasında görsel kayıtların üstlendiği rolü de hatırlatıyor. Sergi, böylece doğa tarihiyle sanat tarihinin kesiştiği bir araştırma alanı açıyor.
Türkiye’de botanik illüstrasyon alanında çalışan 40 sanatçının 71 eserinden oluşan sergi, farklı çizim teknikleri ve yaklaşımlar aracılığıyla Anadolu florasının zenginliğini gözler önüne seriyor. Bilimsel hassasiyetle sanatsal anlatımı buluşturan “BOTANICA: Anadolu’nun Bitkileri”, doğanın ayrıntılarında saklı çeşitliliği keşfetmek isteyenleri 10 Ocak 2027’ye kadar Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde bekliyor.

*Görsel, erimtanmuseum web sayfasından alınmıştır.
İlgili sergiler: ONUN
Sanat & Sergi Haberi kategorisindeki diğer yazılar