Kendi Zamanını Kuran Sergiler

Kendi Zamanını Kuran Sergiler

Kendi Zamanını Kuran Sergiler

Haftalık Sanat Haberleri (13 Temmuz – 20 Temmuz)

Çatallanan Yollar

Sergen Şehitoğlu’nun “Çatallanan Yollar” başlıklı kişisel sergisi, 25 Temmuz tarihine kadar SANATORIUM’da sanatseverlerle buluşuyor.

Adını Jorge Luis Borges’in Yolları Çatallanan Bahçe öyküsünden alan sergi, labirent metaforu üzerinden günümüz dünyasının karar mekanizmalarını, gözetim biçimlerini ve bireyin seçim özgürlüğüne dair sorgulamaları odağına alıyor. Sürekli çatallanan yollar, çıkmaz sokaklar ve tekrar eden döngülerle örülü mekânsal kurgu, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci değil, sistemin doğrudan parçası hâline getiriyor. Böylece sergi, bireyin içinde bulunduğu yapısal düzenin sınırlarını ve görünmeyen algoritmalar tarafından şekillenen yaşam deneyimini görünür kılıyor.

Şehitoğlu, sergide matematiği estetik bir unsur olarak değil, düşünceyi biçimlendiren bir sistem olarak ele alıyor. René Descartes’ın analitik geometri yaklaşımından ilham alan sanatçı, satranç tahtasını çağrıştıran koordinat düzeni ve matematiksel fonksiyonlar aracılığıyla fiziksel bir labirent inşa ediyor. Önceden tanımlanmış 64x64'lük komşuluk matrisi üzerine kurulan bu yapı, kendi kuralları doğrultusunda işleyen kapalı bir sistem olarak varlık gösterirken, matematiksel düzen ile insan deneyimi arasındaki ilişkiyi tartışmaya açıyor.

Serginin önemli parçalarından biri olan 17 dakikalık video çalışması ise bu kapalı yapının dışına çıkarak farklı bir anlatı öneriyor. Labirentin kesin kurallarına karşılık, bireyin dış dünyayla kurduğu duygusal ve zihinsel ilişkilere odaklanan video, düşünceler, sezgiler ve içsel yönelimler üzerinden özgürlük, yön bulma ve belirsizlik kavramlarını yeniden ele alıyor. “Çatallanan Yollar”, matematik, mimari ve felsefeyi bir araya getirerek, çağdaş yaşamın görünmeyen sistemlerini sorgulayan çok katmanlı bir deneyim sunuyor.

*Görsel, sanatorium resmi web sitesinden alınmıştır.

Bağışla Beni N’olur

İBB Miras ve İBB Kültür tarafından düzenlenen, sanatçı Ali Gün Yıldırım’ın proje sorumluluğunu üstlendiği “Bağışla Beni N’olur” sergisi, 23 Ağustos’a kadar Haliç Tersanesi’nde yer alan İstanbul Sanat Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Organ bağışına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla hazırlanan sergi, 64 sanatçının farklı disiplinlerde ürettiği güncel eserleri ortak bir dayanışma zemini etrafında bir araya getiriyor. Resimden fotoğrafa, yerleştirmeden farklı çağdaş sanat pratiklerine uzanan seçki, sanatın dönüştürücü gücünü yaşama umut olabilecek bir toplumsal meseleyle buluşturuyor.

“Bağışla Beni N’olur”, organ bağışını yalnızca tıbbi bir gereklilik olarak değil; yaşamı paylaşmanın, dayanışmanın ve geride bırakılabilecek en değerli mirasın simgesi olarak ele alıyor. Sergi, görünmeyen bekleyişlere ses verirken, izleyiciyi yaşam hakkı, empati ve kolektif sorumluluk üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Adil Salih, Antonio Cosentino, Can Aytekin, Genco Gülan, Hakan Gürsoytrak, Memed Erdener, Murat Akagündüz, Volkan Kızıltunç ve Zeynep Abacı'nın da aralarında bulunduğu 64 sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi, farklı ifade biçimlerini ortak bir amaç doğrultusunda buluşturuyor.

Serginin çıkış noktasını ise Türkiye'de organ nakli bekleyen binlerce insanın hikâyesi oluşturuyor. Güncel verilere göre yaklaşık 33 bin kişi yaşama tutunabilmek için organ nakli beklerken, beyin ölümü gerçekleşen kişilerin ailelerinden organ bağışı onayı alınma oranı hâlâ oldukça düşük seviyede bulunuyor. “Bağışla Beni N’olur”, bu sessiz bekleyişi görünür kılarak, tek bir bağışın birden fazla hayata umut olabileceğini sanat aracılığıyla hatırlatıyor.

Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar

İstanbul Bilgi Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 35. Uluslararası Virginia Woolf Konferansı kapsamında hazırlanan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar” başlıklı sergi, 24 Temmuz tarihine kadar Enerji Müzesi’nde sanatseverlerle buluşuyor.

Virginia Woolf’un edebi dünyasını çağdaş sanatın farklı ifade biçimleriyle buluşturan sergi; ses, hafıza ve mekân kavramları üzerinden yazarın metinlerine yeni bir bakış öneriyor. Bu yıl “Virginia Woolf ve Ses” teması etrafında şekillenen konferansın bir parçası olarak gerçekleştirilen sergi, Woolf’un eserlerinde önemli yer tutan sessizlik, duyusal deneyim, zaman ve hafıza gibi izlekleri görsel ve işitsel sanat pratikleri aracılığıyla yeniden yorumluyor.

Küratörlüğünü Demet Karabulut Dede, Levent Tökün ve Derya Sayın’ın üstlendiği sergide; Ayşe Orhon, Bengisu Bayrak, Eda Çekil, Gülsün Orhon, Hasan Nazif Yılmaz, İrem Güngez, Mesrure Melis Bilgin Koen, Naz Işıksoy, Özlem İşbilir, Paola Giorgi, Rebecca Wood, Sinan Aruser ve Zeynep Abacı’nın eserleri yer alıyor.

İstanbul’un kendine özgü seslerinden ve kentsel hafızasından ilham alan “Virginia Woolf: Kıyılar Arasında Yankılar”, Woolf’un metinlerini yalnızca okunabilir anlatılar olarak değil; duyumsanan, mekânla ilişki kuran ve farklı deneyimlere açılan canlı yapılar olarak ele alıyor. Sergi, edebiyat ile çağdaş sanat arasında kurduğu diyalog aracılığıyla metin ve mekân, ses ve sessizlik, bireysel hafıza ve kolektif deneyim arasındaki geçişleri görünür kılıyor.

Woolf’un düşünsel dünyasının farklı coğrafyalarda ve dönemlerde yeniden yankılanma biçimlerine odaklanan sergi, izleyiciyi bir edebi mirasın çağdaş sanat aracılığıyla nasıl yeniden üretilebileceği üzerine düşünmeye davet ediyor.

*Görsel, bilgi üniversitesi resmi web sitesinden alınmıştır.

 

0