İstiklal Caddesi Üzerinde İki Sergi
İstiklal'in öne çıkan iki sergisi bu yazıda sizlerle.
İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nde 'Yan Yana'

Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi, açıldığı gün bu yana Beyoğlu'nun yaşadığı büyük bir yığınları doldurdu. Yeni binasında İş Bankası koleksiyonundan tüm özet olarak sergilenmesinin sıra yanı aralıklı sergiler de geniş aralıkta klasik Türk resminin tanık olunması gereken eserler ve hikayelerini gözler önüne seriyor. Müzenin beşinci ve dördüncü katlarında yer alan “Türk Resmini İzlemek” başlıklı kalıcı sergi, Türk resminin evrimini kronolojik ve tematik olarak sunuyor. Bu sergiden çok fazla söz verildi. kısaca tekrarlamak gerekirse, beşinci katta 19. yüzyılın sonu-20. yüzyılın başı Türk resim sanatının öncüleri, 1914 Kuşağı ressamları ve Cumhuriyet'in ilk dönem sanatçılarının eserlerinde yer alıyor. Bu katta Osman Hamdi Bey, Süleyman Seyyid Bey, Şeker Ahmed Paşa, Hoca Ali Rıza, Mihri Hanım'ın da aralarında olduğu Türk Resim Sanatı'nın isimlerinin eserlerinin görülebildiği bir yer. Kalıcı sergi dördüncü katta devam ederken 20. yüzyıl aralıkları boyunca uzanan bir seçkiyi izleyiciye sunuyor. Burada da Özdemir Altan, Bedri Baykam, Burhan Doğançay, Devrim Erbil, Nazlı Ecevit, Neş'e Erdok gibi sanatçıların yapıtlarını izleyebiliyor.

Bizim bugünkü konumuz ise üçüncü ve ikinci katlara yayılan “Yan Yana” isimli kalıcı sergi. 10 Temmuz'da görülebilecek bu sergi, sanat dünyasındaki iki önemli çiftin, Melahat ve Eşref Üren ile Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun laboratuvarında bir araya getirerek bir araya getiriyor.
Müzenin üçüncüsü Melahat ve Eşref Üren'in eserleri Dr. Öğr. Üyesi Ali Kayaalp'in küratörlüğünde, ikinci sırada ise Eren ve Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun eserleri Ömer Faruk Şerifoğlu'nun küratörlüğünde sanatseverlerle buluşuyor. “Yan Yana” sergisi yalnızca iki sanatçının performansı ve üretim çıkışıyla kalıyor, aynı zamanda onun bir sanatçısının birbirinden farklı, ancak kesişen sanat yolculuklarını da izleyiciye taşıyor. Eren Eyüboğlu ile Melahat Üren'in kendilerine özgü bildikleri, Bedri Rahmi Eyüboğlu ile Eşref Üren'in anlatımı bir araya geldiğinde, ortaya yalnızca birleriyle çiftler hikayeleri değil, çok sesli bir sanat tarihi anlatılıyor. İzleyiciyi hem sanatçı çiftlerin ortak yaşamı hem de dört ayrı sanatçının iç farklılıklarına davet eden sergi, “yan yana” gerçekleşir; birlikte kayıt, ayrı ayrı beslenme ve bazen çeşitli şekillerde görülebilen emeği yeniden hatırlama gibi farklı dağılımlı baskısını düşündürüyor.
İki sergide isimlerin üst üste çıkmıyor, biri diğerinden çok daha iyi görünüyor ya da geri planda değil. Sergi, Üren çiftinin ilişkisindeki dinamikleri, gerilimleri, ahengi, neşeyi ve kırgınlıkları da tablolar, eskizler ve açıklamalarla güzel bir biçimde anlatıyor. Eyüboğlu çiftinin sergisi ise yarım asrı aşan sanat yolculuklarında, folkloru, coğrafyası, kültürellikleri ile Anadolu pınarından zengin beslenen sanatçıların mirasını “yan yana” güçlü bir biçim sunuyor.
Salt Beyoğlu'nda 'Barajdan Sizanlar'
İş Bankası Resim Heykel Müzesi'nden çıktığınızda hemen çok yakınında Salt Beyoğlu ile karşınıza çıkıyor. Salt Beyoğlu'nda ise geçen günlerde yeni bir sergi açıldı: Barajdan Sızanlar. Sergi, Doğu Akdeniz'den Körfez Bölgesi'ne uzanan bir coğrafyada, sanatçıların üretimleri aracılığıyla sömürgeci pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” tahayyül ediyor. Ulus-devlet sınırları, ortak ülkeler arası deneyimlerin ve ülkeler arası dayanışmanın peşinde, kolektif bir varoluş zemini düşüyor.
Tuz sergilerinde genel olarak merkezde yer alan hafıza ve arşiv, bu sergide kendine yer buluyor. Sergi hizmetlerine göre: Barajlar, kanallar, petrol kuyuları, jeotermal santraller, gözetim sistemleri, baz istasyonlar, fiziksel peyzajın yanı sıra onun yuvarlak şekilli sosyal ve kültürel bağları da dahil olmak üzere. Ancak toplumsal bellek yok olmaz; araziye kazınır hariç. Nehirler, bataklıklar, sokaklar, kahvehaneler hafızayı tutan birer arşiv hâline gelir.

Adını insan hakları avukatı Noura Erakat'ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden alan sergisi, altyapıları sadece bir tahakküm aracı olarak değil, kırılmaların ve direnişin metaforu olarak konumlandırır. Durağan görünen bir nehrin ansızın taşkına dönüşmesi gibi, hafızadaki çatlaklardan patlamaya kadar gelen sızıntıya kadar. Arazi, mülkiyetin, tahakkümün, kaynak sömürüsünün zemini olabildiği kadar hatırlanabilirliğinin, bir araya gelmenin ve yerdeşlik kurmanın kalıplarını da barındırır.
Salt'tan Gülce Özkara tarafından programlanan sergi, 23 Ağustos'a dek Salt Beyoğlu'nda ücretsiz ziyarete açık olacak. Sergiye kurumu olan kamu programları önümüzdeki günlerde duyurulacak.