Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Yaren Yivli

Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Yaren Yivli

Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Yaren Yivli

‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’ temalı Artist Spotlight yazı serisinde, her hafta bir sanatçının üretim pratiğine ve sanatsal yaklaşımına odaklanacağız.

Decollage Art Space olarak başlattığımız açık çağrı ile her sene ODAK sergisinde yeni ve henüz geniş kitlelere ulaşmamış sanatçılara alan açıyor, bu sanatçıların üretimlerini nitelikli bir sergileme alanında izleyiciyle buluşturuyoruz. Profesyonel bir bağlamda temsil edilmelerini sağlamak ve uzun vadeli bir sanat yolculuğuna eşlik ederken "Artist Spotlight" yazı serimiz ile de onları yakından tanıma fırsatı yakalıyoruz.

Kurum olarak sanatçılarla sanat ekosistemi arasında sürdürülebilir ve nitelikli bağlar kurmayı önemsiyor, bu röportajlar ile sanatçıların profesyonel sanat süreçlerini geniş kitlelerle buluşturmayı arzuluyoruz. Artist Spotlight serisinin, güncel sanat ortamında karşılaşmalara alan açarak güçlü bir ağ kurmanın da zeminini hazırlayacak bir platform olmasını hedefliyoruz.

Artist Spotlight ‘Bir sanatçı bir hikaye’ projemizin bu serisinde “ODAK'25” sergimizde yer alan sanatçılarımız ile konuştuk.

 

Öncelikle sizi kısaca bir tanımak isteriz. Bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

Ben Yaren Yivli, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Bileşik Sanatlar Bölümü mezunuyum. Disiplinlerarası bir yaklaşım benimseyerek üretimlerimde malzemeyi kavramsal bir araç olarak ele alıyor, görsel dili kültürel hafıza ve kimlik temsilleri bağlamında araştırıyorum.


Sizin için sanat nedir? Sanatla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Sanatla kurduğum ilişki, anlatmaktan çok anlamaya ve yeniden düşünmeye yönelik; izleyiciyi kişisel ve toplumsal aidiyet üzerine düşünmeye davet eden bir süreç olarak şekilleniyor. Aynı zamanda hem bir araştırma alanı hem de bir temas biçimi. Sanat, bireysel ve kolektif kimlikleri keşfetme sürecine aracılık ederken, geçmişin ve kültürel hafızanın tanıklığını modern imgelerle yeniden kuruyor; imgelerin estetik olmanın ötesinde tarih, gelenek, kimlik ve aidiyet gibi katmanlarla birlikte ele alınmasını önemsiyorum.


 

Üretim sürecinde sizi en çok besleyen anlar hangileri? Hangi anlarda üretimin kendiliğinden aktığını hissediyorsunuz?

Üretimin kendiliğinden aktığını hissettiğim anlar, düşünsel çerçevenin bedensel bir jestle buluştuğu zamanlar oluyor. Fırça hareketinin düşünceden bağımsızlaştığı, sezginin öne geçtiği o eşik benim için önemli. Bu sezgisel anlar çoğu zaman Anadolu’ya dair kültürel referanslar, gündelik ritüeller, inanç pratikleri ve sözlü kültür aktarımı gibi alanlardan besleniyor. Anadolu coğrafyasındaki kolektif yaşam biçimleri, geleneksel pratikler ve gündelik jestler, üretimimde görsel ve kavramsal bir kaynak olarak yer alıyor. Malzeme ve kavram arasındaki ilişki ise üretim sürecimde belirleyici bir düşünsel zemin oluşturuyor.


Kişisel yaşam deneyimleriniz bugünkü üretim pratiğinizi nasıl belirledi ve bu pratiği ileride hangi yeni ifade yollarıyla genişletmek istiyorsunuz?

Anadolu’daki geleneksel pratiklerin ve kolektif hafızanın gündelik yaşamla iç içe geçtiği bir ortamda yetişmek üretim pratiğimi doğrudan etkiledi. Ritüeller, dualar, toplumsal roller ve kültürel aktarım biçimleri işlerimin temel referansları arasında. İleride pratiğimi resmin ötesine taşıyarak yerleştirme, performatif öğeler ve arşiv temelli çalışmalarla genişletmeyi; izleyiciyle daha bedensel ve mekânsal bir ilişki kurmayı düşünüyorum.


 

Sanatınızda geliştirdiğiniz dilin oluşum aşamalarını dinlemek isteriz; üslubunuzu belirleyen temel yaklaşımlar neler?

Sanatsal dilim kültürel araştırma ile sezgisel resim pratiğinin kesişiminde şekilleniyor. Ritüeller ve kolektif hafıza üzerine yaptığım araştırmaları, figüratif ve soyut öğeleri bir arada kullandığım görsel denemelere dönüştürüyorum. Malzemeyi kavramsal bir unsur olarak ele almak, dilimin çok katmanlı ve araştırma temelli bir yapıya sahip olmasını sağlıyor.


Bir fikri 'bu artık esere dönüşmeli' dedirten o kıvılcım sizde nasıl oluşuyor?

Genellikle bir soru sorma hissiyle ortaya çıkıyor. Bir imge zihnimde tekrar etmeye başladığında, bir ritüelin bugünkü karşılığı ya da sözlü kültür aktarımındaki dönüşümler üzerine düşünürken bir kırılma anı yaşadığımda o fikir esere dönüşme ihtiyacı kazanıyor. Bu, zihinsel bir not alma halinden bedensel bir üretim dürtüsüne geçiş anı.


 

Sanatsal üretiminizde ileride hangi meseleleri merkeze almayı düşünüyorsunuz?

Kolektif hafıza, ritüel dönüşümleri, inanç pratiklerinin güncel karşılıkları ve kimlik temsilleri üzerine yoğunlaşmayı sürdüreceğim. Bunun yanı sıra toplumsal dayanışma biçimleri gibi güncel meselelerin kültürel pratiklerle nasıl yeniden şekillendiği üzerine çalışmak istiyorum. Bu konuları hem resim hem de disiplinlerarası yaklaşımlarla araştırmayı hedefliyorum.


Son olarak ODAK deneyimi nasıldı? İzleyicilerden aldığınız dikkat çeken geri dönüşler oldu mu? Bu yılın teması “YANSIMA” sizin sanatınızda nasıl bir yere dokundu? 

ODAK deneyimi, üretimin kamusal bir bağlamda yeniden düşünülmesi açısından hem profesyonel hem de verimli bir süreçti. Organizasyonun ve küratöryel çerçevenin özenli ilerlemesi, çalışmamın izleyiciyle kurduğu ilişkiyi yeniden değerlendirmeme olanak tanıdı. İzleyiciler kolektif hafıza kavramını fark ettiklerini ve kendi deneyimleriyle bağlantı kurduklarını paylaştılar. “Yansıma” teması, pratiğimde süregelen bireysel ve toplumsal hafıza ilişkileriyle örtüşen bir kavramsal zemin sundu.

 

 

0