20. Venedik Bienali'nin Teması Açıklandı

20. Venedik Bienali'nin Teması Açıklandı

20. Venedik Bienali'nin Teması Açıklandı

Önümüzdeki sene 20.si düzenlenecek olan Venedik Mimarlık Bienalinin konusu Mimarlık Yapmak: Gerçek Bir Gerçeklikle Yüzleşerek Birlikte Var Olmanın Olasılığı (Do Architecture-For the Possibility of Coexistence Facing a Real Reality) olarak belirlendi.

Önümüzdeki sene 20.si düzenlenecek olan Venedik Mimarlık Bienalinin konusu Mimarlık Yapmak: Gerçek Bir Gerçeklikle Yüzleşerek Birlikte Var Olmanın Olasılığı (Do Architecture-For the Possibility of Coexistence Facing a Real Reality) olarak belirlendi. 8 Mayıs-27 Kasım 2027 yılında gerçekleşecek olan bienalin kuratörleri ise Amateur Architekture Studio’sunun ortak kurucuları olan Wang Shu (2012 Pritzker Ödülü sahibi) ve Lu Wenyu.

 

Kuratörlerin tema hakkındaki açıklamalarından anlaşılacağı üzere, mimarinin barındırdığı zıtlıkların-ya da artık zihnimize yerleşmiş ve zıtlık olarak algıladığımız- doğa ve yapılı çevre, zanaat ve makine teknolojileri, hafıza ve inovasyon, çağdaş tasarım ve yerel teknikler gibi terimlerin birlikteliği üzerine sorular yöneltiyorlar. Kuratörler, zıtlıkların biraradalığına önceleyerek, umudun ancak devamlı bir mücadele ile canlı tutulabileceğini savunuyorlar.

 

Bu açıklamalara dair birçok çıkarım yapılabilse de temanın ardındaki düşünceyi konumlandırabilmek gözüktüğü kadar kolay olmayabilir. Modernizmin kurduğu dikotomiler, postmodern bir eleştiriye mi tabi tutulur yoksa tez antitez sentez ile bir nevi ara yol mu bulunmaya çalışılır bunu kestirebilmek zor. Ya da sanallaşan dünyaya bir direniş olarak mı algılanmalı yoksa pratiğin teoriye olan üstünlüğüne dair bir parmakla gösterme diye mi düşünülmeli. Ruskinci bir (ve belki de yenilmeye mahkum) geçmişe ve geleneğe tutunma mı yoksa gerçekçi bir sorgulama mı yapılmak istenmekte? Sanırım tüm bu soruların cevapları, katılımcı pavyonların temayı nasıl değerlendirecekleri üzerine şekillenecek. Görüldüğü üzere temaya teorik bir şekilde yaklaşmak isteyen katılımcılara yeterli bir olanak sağlanıyor gibi. Ancak ironik olarak seçilen tema, bu seviyede gerçekleşen bir sanat oluşumu için seçilen tema bunların tam tersine, yani teoriden ziyade pratiğe dair bir söylem üretme çabasında.

 

Yapma eyleminin mimarideki temel konumuna işaret eden bir bienal teması seçilmiş. Mimarlığın, meslek pratiğinin a priori eylemi olan inşa ediminin yanında, yazın ve fikriyat kulvarlarında da çok derin bir külliyat üretmesi, gerek entelektüel zeminde gerekse mimar olmaya çalışan yeni nesillerde yapma eylemine dair bir kafa karışıklığı ya da zemininden kopmaya başlayan bir mimarlık anlayışının oluşmasına sebep olabiliyor. Bu sorun teori içerisinde kaybolan, sadece sözde ya da çizimde kalan bir mimarlığın oluşmasına sebep oluyor. Her ne kadar entelektüel bir üretim ortamı yaratsa da, bu üretimin değişim yaratma potansiyeli sorgulamaya açılmak isteniyor.

 

Aslında bir önceki ayki blog yazısında (Fikriyat ve Materyal: Yapılı Çevre Neden Değişir?) kısa bir şekilde değindiğim mimarlığın değişmesini tetikleyen unsurun fikriyat mı yoksa materyal mi olduğu, yani teori mi yoksa pratik mi olduğu düşüncesi büyük ölçekte ve tarafını baştan belli eden bir şekilde mimarlığın en prestijli sanat organizasyonunda gelecek sene tartışmaya açılacak.

 

Tartışmayı derinleştirecek olan ülke pavyonları önümüzdeki aylarda belli olacak ve temanın izleğini oluşturacak. İKSV koordinasyonluğunda seçilecek olan Türkiye Pavyonu için açık çağrı yakın bir zaman önce yapıldı. Pratik ile teorinin birbirine bu kadar uzak olduğu bir yapı kültür ortamından çıkacak pavyonun neye odaklanacağını ise merakla bekliyor olacağız.

 

Bienal hakkında daha fazla bilgi için:

https://www.labiennale.org/en/architecture/2027

0