Fikriyat ve Materyal: Yapılı Çevre Neden Değişir?

Fikriyat ve Materyal: Yapılı Çevre Neden Değişir?

Fikriyat ve Materyal: Yapılı Çevre Neden Değişir?

Zaman içerisinde neden farklı mimarlıklar ürettiğimizi hiç düşündünüz mü?

Neden bu kadar “-izm” var ve neden birbirlerinden farklılaştılar?  Bu konuya farklı bakışlar getiren iki farklı kitap, Adam Sharr’ın “Modern Mimarlık” kitabı ve Moisei Ginzburg’un “Üslup ve Çağ” kitabı, incelemeye değer farklı tezler öne sürüyorlar. 

Aslına bakılırsa bu iki metnin birbirleriyle karşılaştırılmaları çok da yerinde değil. Adam Sharr’ın Modern Mimarlık kitabı derinlikli bir metin olmaktan ziyade, Modern mimarlık hakkında bilgilendirici bir giriş kitabı gibi algılanabilir. Ginzburg’un metni ise Sovyetler Birliğinde yaygınlaşmış olan Konstrüktivist mimarlık için neredeyse bir manifesto metni niteliğinde. Bu açılardan birbirlerinin muadilleri olmasalar da, blog okuyucuları için gözden geçirilmeye değer iki metin olarak görülebilirler. 1924 yılında kaleme alınan “Üslup ve Çağ”, mimari tarzların değişimlerine fikirler üzerinden bir açıklama getirmeye çalışırken, Adam Sharr bu süreçleri daha materyalist fikirler üzerinden yorumlamaya daha yatkındır (en azından kitabın belli kısımlarında). 

 

 

Öncelikle mimarlığın fikirle ya da materyal ile değişimlerinin ne anlama geldiğini açıklamakta fayda var. Mimarlığın fonksiyonel olma gerekliliği, herhangi bir insan ihtiyacına cevap verme zorunluluğu, mekanın nasıl ve neden sınırlandığı hakkında ilk verileri oluşturur ve ister istemez bazı formları ortaya koyar. En basitinden, barınma ihtiyacını gidermek amacına hizmet eden bir mimarlık eserinin, en azından kapalı bir mekan olması gerekliliği düşünülebilir (daha sıcak iklimlerde bu bile değişebilir). Ancak bu mekanın içerisinde neler olacağı, kültürel değerler ve farklılaşan toplumsal değerler ile değişiklik gösterir. Ancak aynı zamanda bu mekanın duvarlarını oluşturacak malzemeler ve çatının kapanmasını sağlayacak örtü tekniği de, yapının özelleşmesine katkı sağlayacaktır.

 

Bu basit mantık bir kenarda dururken, iki metnin bu konuya nasıl yaklaştığına odaklanabiliriz. Ginzburg, konstrüktivist mimariyi açıklarken, ideolojik bazı temellendirmeler yürütür. Ona göre değişen sosyal ve ekonomik sistemler kendi mimarlıklarını üretirler. Mimari, toplumun düşünce yapısının bir yansımasıdır ona göre. Bu durumda Sosyalist bir toplumun ürettiği mimari ile kapitalist bir toplumun ürettiği mimari aynı olamaz. Üretim şekli üzerinden örgütlenen bir sosyalist toplumun emek odaklı felsefi düşüncesi ve ortak yaşam idealleri bugün alışık olduğumuzdan farklı bir mimari üretmişti. Bu farklılık Ginzburg’a göre açıkça ideolojik bir farklılıktı. Yapıların ortak yaşama odaklı iç mekan düzenleri ve taşıyıcı elemanlarını gizleme gereği duymayan -dolayısıyla emek fikrini görünür kılan-, klasik mimari tarzlara tezat düşünce tarzı, konstrüktivist mimarinin farklılaşmasını ve içinde bulunduğu topluma uygun bir stil yaratmasını sağlıyordu. Bu durumda malzeme ne olursa olsun, bu fikirler mimaride kendini dayatacaktı. 

 Adam Sharr ise daha farklı bir görüş üzerinden bir okumaya girişir. Ona göre malzeme kendini dayatır ve teknik ile teknoloji mimarinin yönünü belirler. Metninde modernizmi açıklarken, ideolojik önermelerden çok tekniğe ve materyale yönelir. Kitap, Modernizmi açıklarken, çelik, beton ve tuğla malzemeleri ile aydınlatma ile iklimlendirme teknoloji üzerinden bir yol izler. 19.yy’ın endüstri devrimi ve beraberinde gelen yeni malzemeler, yapıların daha açık yüzeylere sahip olmasını, daha uzun genişliklerin geçilebilmesini ve havalandırma ve ışıklandırma sorunlarının yapıların iç kesimlerinde daha net çözümler üretebilmesini nasıl olanaklı kıldığını açıklar. Tekniği ve teknolojisiyi ön plana alan bu düşüncede önemli mimarların ve yapıların adları geçirilse de, çoğu zaman göz ardı edilen ancak diğer unsurlar kadar önemli olan (belki de daha fazla) malzeme üreticilerinden var operasyonel tedarik süreçlerinden de bahsederek aslında mimarinin ideallerin ötesinde ne kadar pratik bir ve “gerçek” bir meslek olduğundan da bahseder. 

 

İki teorinin de kendi açılarından güçlü yönleri ve eleştirilebilir yönleri mevcut. Hatta ele aldıkları dönemin 20.yy gibi hem teknolojik hem de ideolojik olark çok hareketli bir yüzyıl olduğu düşünüldüğünde, kendi teorileri için sınırsız örnekler bulabilecekleri de söylenebilir. Ancak bu teorilerin tüm mimarlığı açıklayabileceği ya da başka bir yüzyıla uyarlanabileceği konusu muğlak mesele olarak değerlendirilebilir. Hatta tez, antitez, sentez felsefesi ile birbirlerini dışlamayan daha orta yollu ve daha kapsayıcı teoriler de üretilebilir. Ancak bu daha derinlikli bir araştırmanın konusu olarak bekleyecektir. 

 

*Kapak Görseli: Phillips Exeter Kütüphanesi_Louis Kahn
 https://de.wikipedia.org/wiki/Phillips_Exeter_Academy_Library 
 

0