Etkinlik & Program

Temel Sanat Okuryazarlığı

Temel Sanat Okuryazarlığı — 3 Oturum

Temel Sanat Okuryazarlığı — 3 Oturum 

Sanatı sevmek ile sanatı anlamak aynı şey değildir. Estetik deneyim duygusal bir tepkiyle başlar ama orada kalırsa eksik kalır. Bir eserin karşısında duyduğunuz hayranlık ya da tedirginlik değerlidir, ancak o duyguyu besleyen kavramsal zemini tanımadan sanatla ilişkiniz her zaman yarım kalır. Bu program, tam da bu boşluğu kapatmak için tasarlandı. 

Hedef Kitle:

Sanata ilgi duyan ama nereden başlayacağını bilemeyen herkes. Sergilere gidip bir şeyler hissetmek ile yetinmek istemeyenler. Sanat tarihine, eleştiriye veya küratörlüğe merak duyan ama akademik bir geçmişi olmayanlar. Sanat yazarlığı, kültürel iletişim veya içerik üretimi alanında kendini geliştirmek isteyenler. Ekiplerinde estetik farkındalık, görsel okuryazarlık ve kültürel yetkinlik geliştirmek isteyen kurumlar ve şirketler. Kısacası: sanatı ciddiye alan ama sanat dünyasının jargonuna teslim olmak istemeyen herkes.

7 MAYIS PERŞEMBE 

Bir Tuhaf Sanat Atölyesi: Sanat Dediğin Nedir ki? - Tek Oturum -  120/150 Dakika

Sanat dediğin nedir ki? Nerede başlar nerede biter? Dahası, kim görmüş, kim bilmiş? Artık bu sorulara tek başınıza yanıt aramak zorunda değilsiniz! Sanat, çoğu zaman cevaplardan çok sorularla yaşar. Bazen zekâyı kışkırtan bir oyun, bazen bir kahkaha, bazen de provokatif bir meydan okumadır. İşte tam da bu yüzden, Dr. Çağatay Olgun’un hazırladığı “Bir Tuhaf Sanat Atölyesi: Sanat Dediğin Nedir ki?” sıradan bir etkinlik değil. Sanatın bütün tuhaf olasılıklarını birlikte sorgulayacağımız, düşündürücü olduğu kadar eğlenceli bir deneyim! 

Atölyede yalnızca sanat hakkında bilgi edinmeyeceksiniz. Kendi algınızı dönüştüreceksiniz. Bundan sonra bir müzeye girdiğinizde, bir sergiye baktığınızda, hatta gündelik hayatta gördüğünüz sıradan imgelerde bile farklı anlam katmanlarını görebileceksiniz. Doğanın “yaratıcı güç” olarak yeniden tasarlandığı deneysel alanlardan, sansür politikalarına, toplumsal cinsiyet rollerinin sanatsal temsillerinden insan–makine yaratıcılığının sınırlarına dek uzun bir yolculuğa çıkıyoruz. Her bölümde soruların cevaplardan daha güçlü olduğunu, sanatın neden tanımlanamayacak kadar tuhaf ama vazgeçilmez olduğunu deneyimleyeceksiniz. 

14 MAYIS PERŞEMBE

Ya Mona Ya Lisa: Sanat ve Kültürel Fetişizm - Tek Oturum - 120/150 Dakika

Mona, İtalyanca’da “hanımefendi” anlamına gelir: ma donna, yani “benim hanımefendim”. Adı bile baştan bir aidiyet içerir. Özne değil, hitap nesnesidir. Bir sahiplenme dilidir. Lisa ise varlığına “ad” verilmiş olan; tanımlanmış, sabitlenmiş, kimliklendirilmiş olan bedendir. Yani La Gioconda sadece gülümsemez. Gülümsemesiyle efendisine itaat eder. İşte tam bu noktada Mona Lisa, hem görünür hem yoktur. Bir portre değildir. Mülkiyet ve itaat beyanı üzerine kurulu bir mecazdan ibarettir. Öyleyse düşünelim. Bir sanat eseri ne zaman kendisi olmaktan çıkar? Paha biçilmez eserlere baktığımızda gerçekten ne görürüz?

Boya ve tuvali mi, usta bir işçiliği mi, yoksa efsaneye dönüşmüş, değeri paha biçilemez bir fetişi mi? Yoksa değer, kimlerin esere sahip olamayacağından mı türemektedir? Sanat eseri, etrafında örülen hikayeler, hakkında yazılan metinler, eşsiz sahiplikler ve müzayedelerde ulaştığı rakamlar altında ezildiğinde, kendi kendisinin bir simülasyonuna dönüşür. Artık ona bakmayız; onu “görmüş oluruz”. Ya Mona Ya Lisa atölyesinde bu “görsel mülkiyet rejimini” nöroestetik, sosyolojik, politik ve ekonomik boyutlarıyla birlikte ele alacağız. Sanat piyasasının, koleksiyonerliğin ve “sahiplik” arzusunun dilsel ve psikolojik kökenlerine ineceğiz. Değerin, kimlerin ona sahip olamayacağı üzerinden nasıl kurulduğunu tartışacağız. Mona Lisa’dan dijital sanat fuarlarına, bir eserin nasıl kutsallaştırıldığını ve aşırı görünürlüğün onu nasıl bir “görsel pornografiye” dönüştürdüğünü, olay yerindeki delillerle (fiyatlar, eleştiriler, sosyal medya paylaşımları) analiz edeceğiz. 

21 MAYIS PERŞEMBE

Sanatın Seksüel Tarihi - Tek Oturum - 120/150 Dakika

Seksüel imge, Cro-Magnon insanından çağdaş sanata dek tüm kültürlerin sanat üretiminde önemli bir konu repertuarı olmuştur. Dinî, gündelik ya da erotik içerikli sanat eserlerinde farklı biçim ve temalarda ele alınan cinsel yaşam; kimlik, beden, teşhir ve sansür tartışmalarıyla birlikte, sanatın şehvet ve arzuyu temsil etme biçimlerine kadar uzanan temel bir tartışmadır. Bu atölye kapsamında, cinsel imgenin tarihsel sürecini ve evrimini çok yönlü bakış açılarıyla ele alacağız.

Sanatın bu tartışmalı konuyu nasıl işlediğini, farklı dönem ve kültürlerdeki yaklaşımları inceleyerek, seksüel imgenin sanat tarihi içindeki yerini derinlemesine anlamaya odaklanacağız. Bu sayede, sanatın cinsellik ve arzu temsilleri üzerinden toplumsal değerler, kimlikler ve ahlak anlayışlarıyla nasıl bir ilişki kurduğunu keşfedeceğiz.

EĞİTMEN: DR. ÇAĞATAY OLGUN

Dr. Çağatay Olgun, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimlerini Pamukkale Üniversitesi Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Doktora tez çalışmasında, 1950-2000 yılları arasında çağdaş sanat eleştirisi kuramlarının Türk resim ve heykel sanatına yansımalarını incelemiştir.  İstanbul Kent Üniversitesi'nde öğretim elemanı; Kadıköy Belediyesi Akademi ve Tasarım Atölyesi Kadıköy’de eğitmen olarak akademik ve profesyonel görevlerini sürdürmektedir. İstanbul’daki sanat eserlerinin olası bir depreme karşı korunmasını amaçlayan TÜBİTAK destekli bilimsel araştırma projesinde doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmaktadır. 2019 yılında Tilki Disiplinlerarası Sanat Alanı’nı kurmuş, bu kapsamda birçok serginin küratörlüğünü ve sanatçının danışmanlığını üstlenmiştir. Modern ve çağdaş sanat alanında ulusal ve uluslararası hakemli dergilerde makaleleri yayımlanan Olgun, güncel sanat platformlarında eleştiri yazıları kaleme almaktadır. Ayrıca çeşitli üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve kurumlarda sanat danışmanlığı yapmaktadır.