‘Seyahat Etme Sanatının’ Tarihi

‘Seyahat Etme Sanatının’ Tarihi

‘Seyahat Etme Sanatının’ Tarihi

Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Meşher ve Sadberk Hanım Müzesi (SHM), “Seyahat Sanatı” sergisini ziyaretçilerle buluşturuyor.

Meşher’in Yeni Sergisi: Seyahat Sanatı

İstanbul, Beyoğlu’nda İstiklâl Caddesi’ne bakan vitrinlerden birinde başını uzatmış bir zürafa insanların ilgisini çekiyor. Meşher’in vitrininde yer alan bu zürafanın “Seyahat Sanatı”nda bir anlamı var.

Koç Topluluğu’nun 100. yılı kapsamında Meşher ve Sadberk Hanım Müzesi (SHM), “Seyahat Sanatı” sergisini ziyaretçilerle buluşturuyor. Sergi, 15. yüzyıldan 20. yüzyıla Osmanlı topraklarına yönelen yolculukların izini süren 300’ü aşkın eseri bir araya getiriyor.

Seyahat etmek, sadece bir coğrafyadan diğerine doğru fiziksel olarak yer değiştirmek midir? Yoksa gördüklerimizi, duyduklarımızı ve hissettiklerimizi özenle seçip kaydettiğimiz, en nihayetinde bizi kökünden değiştiren dönüştürücü bir eylem mi? Meşher’deki sergi, izleyiciyi salt bir tarih okumasına değil, merakın, keşfin ve kültürel karşılaşmaların çok katmanlı, büyüleyici hikâyesine davet ediyor.

Serginin ana omurgasını, yılların birikimini yansıtan Sadberk Hanım Müzesi (SHM) ve Ömer Koç Koleksiyonları oluşturuyor. Rahmi M. Koç ve Caroline N. Koç koleksiyonlarından özenle seçilmiş ödünç eserler de görsel şölene eşlik ediyor. Çiğdem Simavi’nin bağışıyla müzeye kazandırılan diplomatik seyahat tabloları ile oylumlu portolan haritası, serginin tam kalbinde yer alıyor.

Albrecht Dürer, Jacopo Ligozzi ve Louis-François Cassas gibi usta sanatçıların çizimlerinden İstanbul manzaralarına, dönemin ruhunu yansıtan diplomatik hediyelerden asırlık seyahatnamelere uzanan bu çeşitlilik, Osmanlı dünyasını belgeliyor.

Ars Apodemica

Küratörlüğünü SHM’den M. Merve Uca’nın üstlendiği sergi, Batı literatüründe “seyahat etme sanatı” anlamına gelen “Ars Apodemica” kavramından ilham alıyor. Yaklaşık bir buçuk yıllık yoğun, meşakkatli ama bir o kadar da keyifli bir emeğin ürünü olan Seyahat Sanatı, eserleri kronolojik bir sıkıcılığa hapsetmek yerine izleyiciyi tematik bir okumaya davet ediyor. Basın önizlemesinde dinlediğimiz Merve Uca’nın da altını çizdiği üzere seyahat, insanın dünyaya bakışını dönüştüren, gözlem ve merak duygusunu körükleyen, başlı başına yaratıcı bir üretim biçimi.

Altı farklı durak

Ziyaretçiler, sergide insanların tarihin farklı dönemlerinde neden yola çıktıklarını araştıran altı ana durakta ağırlanıyor: “Merak”: Doğayı, insanı ve bilinmeyeni anlama tutkusu. Gözleme dayalı seyahatnameler, nadide kostüm albümleri ve doğa tarihi yayınları bu bölümün başrolünde. “İnanç”: Kâbe ve Kudüs başta olmak üzere, kutsal rotalar etrafında şekillenen, inancın peşindeki zorlu yolculukların tarihi kayıtları. “Savaş”: Seferlerin ve kuşatmaların yarattığı hareketlilik. Haritalar, propaganda imgeleri ve doğrudan tanıklık edilmeden bile Batı'da hızla dolaşıma giren “Türk korkusu” üzerine üretilmiş eserler. “Diplomasi”: Elçilik heyetlerinin ihtişamı, devletler arası armağanlaşma kültürü ve elçilerin beraberinde getirdiği sanatçıların fırçasından dökülen benzersiz görsel arşivler. “Ticaret”: Sadece ipek, halı veya seramik gibi emtiaların değil, kahve tüketimi gibi kültürel alışkanlıkların, fikirlerin ve estetik anlayışların kıtalar arası dolaşımı. “Turizm”: 19. yüzyılda buharlı gemiler ve demiryollarıyla hızlanan; yolculuğun bir zorunluluk olmaktan çıkıp kişisel bir arzuya, yepyeni bir “seyahat kültürüne” dönüştüğü modern çağ.

Meşher Direktörü Nilüfer H. Konuk’un da belirttiği gibi, 2020’deki Maziyi Korumak sergisinin ardından Sadberk Hanım Müzesi ile yapılan bu yeni ortaklık, paha biçilemez nadide eserleri çok daha geniş ve çeşitli bir izleyici kitlesiyle buluşturuyor. Sergi, 23 Mayıs 2027 tarihine kadar Meşher’de keşfedilmeyi bekliyor.

Sergiye eşlik eden rehber turlar için Meşher’in internet sitesi ve sosyal medya hesapları takip edilebilir.

 

0