Sessiz Katmanlar Atlası
Haftalık Sanat Haberleri (29 Haziran – 6 Temmuz)
Editions and Echoes
Farklı kuşaklardan sanatçıların edisyonlu eserlerini bir araya getiren “Editions and Echoes” sergisi, 31 Temmuz’a kadar BüroSarıgedik’te sanatseverlerle buluşuyor.
Eda Çekil, Cengiz Çekil, Gülsün Karamustafa, Ebru Nakamura, Aslı Özdoyuran, Deniz Pasha, Leyla Pekmen, Güneş Savaş, Erdem Taşdelen, Atalay Yavuz ve Erdil Yaşaroğlu’nun çalışmalarından oluşan seçki, edisyon kavramını yalnızca çoğaltılabilirlik üzerinden değil; tekrar, farklılık, iz ve yankı gibi kavramlar ekseninde ele alıyor. Baskı, fotoğraf, çizim ve farklı üretim tekniklerini bir araya getiren sergi, sanatçıların üretim pratiklerine yeni bir perspektiften yaklaşmayı öneriyor.
Çoğaltılabilir yapısına rağmen özgünlüğünü ve sanatçısıyla kurduğu bağı koruyan edisyonlu eserler, sanat yapıtının dolaşımı, erişilebilirliği ve izleyiciyle kurduğu ilişki üzerine yeni tartışma alanları açıyor. Farklı teknik ve ifade biçimlerinin bir araya geldiği sergide, ortak bir tema etrafında birleşmekten ziyade her sanatçının kendine özgü araştırma alanı ve görsel dili öne çıkıyor.
“Editions and Echoes”, farklı kuşaklardan sanatçıların üretimlerini aynı çatı altında buluşturarak, edisyonlu eserlerin çağdaş sanattaki yerini yeniden düşünmeye davet eden çok katmanlı bir seçki sunuyor.

*Görsel, burosarigedik resmi instagram sayfasından alınmıştır.
Krizin Ötesinde: Yeni Yaratım Eylemler
Beykoz Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi tarafından düzenlenen “Krizin Ötesinde: Yeni Yaratım Eylemleri” başlıklı sergi, 4. Uluslararası Disiplinlerarası Sempozyum Sınır/sız 4.0 kapsamında Kasa Galeri’de sanatseverlerle buluşuyor. Sempozyumla eş zamanlı olarak gerçekleştirilen sergi, 4 Temmuz’a kadar ziyaret edilebilecek.
Sergi, 21. yüzyılda yaratıcılığın dönüşen koşullarına odaklanarak üretim pratiklerinin değişen doğasını görünür kılıyor. Disiplinler arasındaki sınırların giderek geçirgen hâle geldiği günümüzde “yaratıcılık”, yalnızca estetik bir ifade biçimi değil; aynı zamanda dayanıklılık, uyum ve dönüşüm kapasitesi olarak yeniden tanımlanıyor.
Dijital dönüşüm, yapay zekâ, ekolojik zorunluluklar ve yeni toplumsal hareketler ekseninde şekillenen seçki, yaratıcı eylemin anlamının nasıl sürekli yeniden kurulduğunu sorguluyor. Resim, heykel, seramik, yerleştirme, fotoğraf, video ve dijital sanat gibi farklı mecraları bir araya getiren sergi, sanatı hem deneysel hem de eleştirel bir düşünme alanı olarak konumlandırıyor.
“Krizin Ötesinde: Yeni Yaratım Eylemleri”, çağdaş üretim pratiklerinin kriz anlarından nasıl yeni düşünme ve yapma biçimleri doğurduğunu araştıran çok katmanlı bir karşılaşma alanı sunuyor.

*Görsel, kasagaleri resmi instagram sayfasından alınmıştır.
Hatıralar Bahçesinde Buluşma
İBB Kültür ve İBB Miras’ın düzenlediği “Hatıralar Bahçesinde Buluşma” sergisi, Türk sinemasının ikonik ismi Türkan Şoray ile çağdaş Türk resminin özgün sanatçılarından Yalçın Gökçebağ’ı ilk kez aynı çatı altında buluşturuyor. Müze Gazhane’de izleyiciyle buluşan sergi, 30 Ağustos’a kadar ziyaret edilebilecek.
Küratör İbrahim Karaoğlu’nun kurguladığı sergide, Türkan Şoray’ın resimleri, özel tasarım kostümler ve enstalasyonlar ile Yalçın Gökçebağ’ın son dönem çalışmalarından bir seçki birlikte sunuluyor. Sergi, hafıza, kadınlık, doğa ve insan ruhu arasındaki geçirgen ilişkileri şiirsel bir anlatı içinde ele alıyor.
Türkan Şoray’ın yıllara yayılan resim pratiği; kadınlık deneyimleri, içsel kırılmalar, yalnızlık ve direnç gibi duyguları dışavurumcu bir görsel dile taşıyor. Sinemadan süzülen imgeler burada yalnızca tuval yüzeyinde değil, nesneler, mekân kurguları ve kostümler aracılığıyla çok katmanlı bir hafıza alanına dönüşüyor.
Yalçın Gökçebağ ise Anadolu’nun doğasına, kırsal yaşamına ve insan sıcaklığına odaklanan şiirsel bir görsel dünya kuruyor. Resimlerinde zaman ağır akar; toprak, ağaçlar, kuşlar ve gündelik yaşam sahneleri kolektif belleğin sessiz parçaları gibi yeniden görünürlük kazanır.
“Hatıralar Bahçesinde Buluşma”, iki sanatçının üretimlerini bir araya getirmenin ötesinde, sinema ile resim, kişisel hafıza ile toplumsal bellek ve gerçek ile düş arasında kurulan bir karşılaşma alanı öneriyor. Film şeritleri, aynalar, kostümler ve mekânsal yerleştirmelerle genişleyen sergi, izleyiciyi anlatının içine davet eden bütüncül bir deneyim kuruyor. Bahçe metaforu etrafında şekillenen bu kurgu, hatıraları, duyguları ve kırılgan yaşam izlerini dolaşıma sokan şiirsel bir atmosfer yaratıyor.

*Görsel, kültüristanbul resmi web sitesinden alınmıştır.