Şehir Yoruyor, Sanat İyileştiriyor

Şehir Yoruyor, Sanat İyileştiriyor

Şehir Yoruyor, Sanat İyileştiriyor

Modern şehir hayatı insanı hızlandırırken, sanat tam tersine yavaşlatıyor. Belki de bu yüzden İstanbul’da insanlar artık kahve sıralarından çok sanat atölyelerinde vakit geçiriyor.

İstanbul’un insanı en çok neyle yorduğunu düşünüyorsunuz?

Trafik mi? Kalabalık mı? Sürekli yetişmeye çalıştığımız işler mi?
Bence hepsinden daha yorucu olan şey, artık hiçbir şeye gerçekten odaklanamıyor oluşumuz.

Sabah telefona bakarak uyanıyoruz. Gün boyunca ekranlar arasında geçiş yapıyoruz. Akşam olduğunda ise zihnimiz hâlâ kapanmıyor. İşte tam bu noktada son yıllarda dikkat çeken başka bir şehir alışkanlığı ortaya çıktı: sanat workshop’ları.

Özellikle yağlı boya atölyeleri artık İstanbul’da bambaşka bir yere sahip. Çünkü insanlar burada sadece resim yapmıyor; biraz olsun kendi sesini duymaya çalışıyor.

İlginç olan şu ki bu workshop’lara katılanların çoğu sanat eğitimi almış kişiler değil. Hatta birçok kişi ilk kez fırça tutuyor. Ama kimse bunun için orada değil zaten. İnsanlar artık “iyi olmak” için değil, “iyi hissetmek” için etkinlik seçiyor.

Bir süredir Kadıköy, Moda ve çevresindeki sanat alanlarını gözlemliyorum. Özellikle iş çıkışı saatlerinde workshop’lara olan ilgi oldukça dikkat çekici. Beyaz yakalı çalışanlar, arkadaş grupları, yalnız gelen insanlar… Hepsinin ortak noktası aynı: birkaç saatliğine şehirden çıkmak istemeleri.

Geçtiğimiz günlerde ziyaret ettiğim Decollage Art Space ise bu dönüşümün en iyi örneklerinden biriydi. İçeri girdiğinizde klasik etkinlik mekanlarından farklı bir atmosfer hissediyorsunuz. Kimse acele etmiyor. Kimse bir şey kanıtlamaya çalışmıyor. İnsanlar sadece üretmenin keyfini çıkarıyor.

Belki de uzun zamandır eksikliğini hissettiğimiz şey tam olarak bu.

Çünkü modern hayat bize sürekli daha hızlı olmamız gerektiğini söylüyor. Sanat ise tam tersini hatırlatıyor: yavaşla, hisset, odaklan.

Bugün İstanbul’da sanat workshop’larının bu kadar popüler olmasının nedeni yalnızca sosyal medya trendleri değil. İnsanlar gerçekten nefes alabilecekleri alanlar arıyor. Ve bazen küçük bir tuvalin karşısında geçirilen birkaç saat, uzun bir tatilden daha iyi gelebiliyor.

Şehir hâlâ kalabalık. Trafik hâlâ aynı. Telefonlarımız hâlâ susmuyor.
Ama bazı akşamlar, birkaç renk ve sakin bir ortam bütün günü değiştirmeye yetiyor.

0