Şehir Konuşuyor: Caz, Dönüşüm ve Çağdaş Sanat
Haftalık Sanat Haberleri (6 Temmuz – 13 Temmuz)
33. İstanbul Caz Festivali Marcus Miller Konseriyle Perdesini Açtı
İstanbul Caz Festivali, İstanbul Kültür Sanat Vakfı'nın (İKSV) Garanti BBVA sponsorluğunda düzenlediği açılış gecesiyle müzikseverleri yeniden cazın ritmiyle buluşturdu. Festival, 30 Haziran akşamı Hilton İstanbul Bosphorus'ta gerçekleştirilen ödül töreni ve dünyaca ünlü bas gitarist Marcus Miller'ın konseriyle başladı.
Açılış töreninde, Türkiye caz sahnesinin öncü isimlerinden Senem Diyici, Yaşam Boyu Başarı Ödülü'ne layık görüldü. Sanatçıya ödülü, İstanbul Caz Festivali Direktörü Harun İzer tarafından takdim edildi. Gecenin devamında Marcus Miller, "Marcus Miller Presents We Want Miles! The Reunion Tour 2026" projesi kapsamında sahne alarak festivalin ilk konserinde dinleyicilere unutulmaz bir performans sundu.
1953 yılında İstanbul'da doğan Senem Diyici, müzik yolculuğuna henüz altı yaşındayken İstanbul Radyosu Çocuk Korosu'nda başladı. Feridun Darbaz'dan klasik müzik ve nazariyat, Ruhi Su'dan ise şan eğitimi alan sanatçı, ilk plağını 1969 yılında "Fato" mahlasıyla yayımladı. 1980'li yılların başında Fransa'ya yerleşen Diyici, kariyerini uluslararası alanda sürdürerek Anadolu, Takalar, Geste, Divan, Jest, Tell Me Trabizon, Morceaux Choisis, Zıpçıktı ve Live! gibi albümlere imza attı.
Cazı, rock'ı ve geleneksel Türk müziğini özgün bir anlayışla bir araya getiren Diyici, Fransa'da yayımladığı çalışmalarıyla çok sayıda ödül ve adaylık elde ederken, uluslararası müzik eleştirmenlerinden de övgü topladı. Uzun yıllar boyunca Avrupa'da konserler veren sanatçı, Türkiye'ye dönüşünün ardından 2021 yılında Nara albümünü kaydetti. Son yıllarda yeni projeleri ve disiplinlerarası iş birlikleriyle üretimini sürdüren Diyici, aynı zamanda çocuklara ve yetişkinlere yönelik ritim, ses, nefes ve vokal teknikleri üzerine eğitimler vermeye devam ediyor.
Bu yıl 33'üncüsü gerçekleştirilen İstanbul Caz Festivali, uluslararası sanatçıları ve farklı müzik türlerini bir araya getiren programıyla önümüzdeki günlerde de İstanbul'un farklı noktalarında konser ve etkinliklerle izleyicilerle buluşmayı sürdürecek.

*Görsel, iksv resmi web sayfasından alınmıştır.
Süreç: Ham & Löv
Pg Art Gallery, Metin Ertürk'ün varoluş, dönüşüm ve hafıza kavramlarını odağına alan sergi üçlemesinin son halkası olan "Süreç: Ham & Löv" başlıklı kişisel sergisine 25 Temmuz'a kadar ev sahipliği yapıyor.
Sanatçı, bu sergide tamamlanmış bir sonuca ulaşmaktan çok, insanın yaşamı boyunca geçirdiği dönüşümün kendisini görünür kılmayı amaçlıyor. Deneyimler, ilişkiler, kırılma anları ve yüzleşmeler aracılığıyla sürekli değişen bireyin iç dünyası, serginin temel çıkış noktasını oluşturuyor. "Süreç: Ham & Löv", insanın varoluşunu biçimlendiren bu çok katmanlı dönüşümü mekân üzerinden yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sergi mekânı, içsel çözülme ve yeniden inşa süreçlerinin izlerini taşıyan deneyimsel bir alana dönüşüyor. Tavandan sarkan metal konstrüksiyon üzerinde yer alan formlar; geçmişte yaşananların ardından geriye kalan duygu, düşünce ve deneyimlerin maddi izdüşümleri olarak izleyiciyle buluşuyor. Bir bütünlüğü temsil etmek yerine, parçalanan ve sürekli yeniden şekillenen bir varoluş hâlini işaret eden bu formlar, serginin anlatısını güçlendiriyor.
Duvarlarda yer alan yüzey çalışmaları ise bireyin hem kendi iç dünyasında hem de toplumsal yaşam içinde karşılaştığı çatışmaları, tutumları ve kırılma anlarını görünür kılıyor. Bu işler, geçmişe ait değişmez kayıtlar olmaktan ziyade, zaman içinde anlamı dönüşen ve her karşılaşmada yeniden okunan hafıza katmanları olarak öne çıkıyor.
"Süreç: Ham & Löv", yaşam boyunca biriken, taşınan ve sürekli dönüşen deneyimlerin izini sürerken, ziyaretçiyi tamamlanmış öykülerden çok, devam eden bir içsel yolculuğun parçalarıyla karşı karşıya bırakıyor. Sergi, 25 Temmuz'a kadar Pg Art Gallery'de ziyaret edilebilecek.

*Görsel, pgartgallery resmi web sayfasından alınmıştır.
“Zeitgeist” Anna Laudel İstanbul’da: Çağın Ruhuna Açılan Grup Sergisi
Anna Laudel İstanbul, açık çağrı süreciyle şekillenen ve farklı disiplinlerden üretimleri bir araya getiren “Zeitgeist” başlıklı grup sergisini 3 Temmuz–30 Ağustos tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Galerinin yeni üretimlere alan açma ve bağımsız sanatçıları görünür kılma yaklaşımının bir devamı niteliğindeki sergi, 34 sanatçının çalışmalarını aynı çatı altında bir araya getiriyor. İki kata yayılan seçki, çağdaş sanatın farklı ifade biçimlerini ve üretim pratiklerini çok katmanlı bir kurguyla izleyiciye sunuyor.
“Zeitgeist” kavramı, serginin merkezinde yalnızca bir dönemin ruhunu tanımlayan bir çerçeve olarak değil, aynı zamanda bu ruhun nasıl üretildiğini, dolaşıma girdiğini ve yeniden yorumlandığını sorgulayan bir düşünme alanı olarak ele alınıyor. Günümüz görsel kültürünün hız, tekrar ve sürekli akış üzerine kurulu yapısı, sergide yer alan işlerde hem estetik bir dil hem de eleştirel bir zemin olarak kendini gösteriyor. Bu yaklaşım, çağdaş sanatın zamanı yalnızca yansıtan değil, aynı zamanda onu kuran ve dönüştüren bir pratik olduğuna işaret ediyor.
Açık çağrı yoluyla seçilen eserler; resim, heykel, fotoğraf, video ve disiplinler arası üretimleri kapsayan geniş bir yelpazeye yayılıyor. Farklı üretim biçimlerinin bir araya geldiği bu yapı, tekil ve kapalı anlamlar üretmek yerine, izleyiciyi açık uçlu yorumlara ve çoklu karşılaşmalara davet ediyor.
“Zeitgeist”, İstanbul’daki sergiyle eş zamanlı olarak Anna Laudel Düsseldorf’ta da devam eden bir programın parçası olarak, bağımsız sanatçıların üretimlerine alan açmayı sürdürüyor ve çağdaş sanatın güncel yönelimlerine dair uluslararası bir diyalog kurmayı hedefliyor.

*Görsel, annalaudel resmi web sitesinden alınmıştır.