Görünmeyen Yapılar: İktidar, Emek, Sınırlar
Haftalık Sanat Haberleri (20 Nisan – 27 Nisan)
Gezegeni Sevgi Dolu Sanıyorduk
Sanatçı Serkan Demir’in “Gezegeni Sevgi Dolu Sanıyorduk” başlıklı kişisel sergisi, 9 Mayıs – 20 Haziran tarihleri arasında .artSümer’de sanatseverlerle buluşuyor.
Sergi, Antoine de Saint-Exupéry’nin şiirsel anlatımıyla öne çıkan İnsanların Dünyası adlı eserinden hareketle şekilleniyor. Saint-Exupéry’nin pilot olarak ufuk çizgisinin üzerinde yaptığı topografik gözlemler ve uçuş deneyimlerinden ilham alan sergi, yazarın Kuzey Afrika üzerindeki uzun posta ve keşif uçuşlarından doğan düşünsel dünyasına referans veriyor. Sergiye adını veren ifade ise Saint-Exupéry’nin “Uçak ve Gezegen” bölümünde yer alan “Gezegeni ıslak ve sevgi dolu sanıyorduk” cümlesinden besleniyor.
Saint-Exupéry’ye göre uçak, yalnızca gelişmiş bir makine değil; dünyanın gerçek yüzünü açığa çıkaran güçlü bir gözlem ve çözümleme aracı. İnsanı ufkun üzerine taşıyan bu bakış, haritaların çizdiği sınırları, güvenlik bariyerlerini ve insanları ayıran yapay ayrımları görünmez kılarak dünyayı tek bir bütün olarak algılama imkânı sunuyor. Yükseklik, dikey mesafeleri yatay bir düzleme indiriyor; gölgeleri eşitliyor ve hiyerarşiyi geçersizleştiriyor.
Serkan Demir’in sergisi, bu perspektifi güncel bir düşünme alanına taşıyarak izleyiciyi dünyanın sınırlarla parçalanmış yüzüne farklı bir yerden bakmaya davet ediyor. Sergi aynı zamanda, 2011 yılında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda 178 gün geçiren astronot Ron Garan’ın dünyaya bakışının değişmesiyle tanımlanan farkındalık hâlini hatırlatarak, mesafe ve yükseklik üzerinden gelişen bu algının dönüştürücü gücünü vurguluyor.
“Gezegeni Sevgi Dolu Sanıyorduk”, izleyiciyi yukarıdan bakmanın getirdiği eşitlik duygusu ve farkındalık üzerinden, gezegene dair yeni bir okuma yapmaya çağırıyor.

*Görsel, .artsumer resmi web sitesinden alınmıştır.
Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman
Kasa Galeri, sanatçılar Andrea Knezović ve Yeşim Akdeniz’in işlerini bir araya getiren “Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman” başlıklı sergiyi 25 Nisan – 30 Mayıs tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
Küratörlüğünü Àngels Miralda’nın üstlendiği sergi, ilk olarak 2025 yılında Amsterdam’da yürütülen bir araştırmanın İstanbul’daki ikinci durağı olarak izleyici karşısına çıkıyor. “Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman”, göç, emek ve zaman arasındaki gerilimi Kasa Galeri’nin banka kasasında kurulan mekânsal ve kavramsal düzenek üzerinden ele alıyor.
Sergi, kültürel üretimin giderek daha fazla bürokratik, ekonomik ve politik koşullara bağlı hale geldiği günümüzde, “dışarıdan olan”ın konumunu merkeze alıyor. Karar mekanizmalarının sesi olmayanların hayatlarını belirlediği bir düzende; geçim, aidiyet ve kalma hakkı zamana yayılan bir performansa dönüşüyor. Bu bağlamda sergi, kimliği sabit bir kategori olarak değil, süreğen bir müzakere alanı olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.
Kasa mekânında yeniden kurgulanan bu bölüm, zaman, para ve iktidar arasındaki ilişkileri daha da keskinleştiriyor. Yeşim Akdeniz’in heykelsi ve duvar temelli yerleştirmeleri; halk söylemleri, gündelik dil ve göçün kolektif hafızasını ironik ve katmanlı bir görsel dile taşırken, manuel emek ve beden ölçüleri üzerinden cinsiyetlendirilmiş emeğin izini sürüyor.
Andrea Knezović ise el yazısı ve vinil kesim metinler aracılığıyla zaman ve değer kavramlarını mekânın içinde dolaşıma sokuyor. Sanatçının işleri, izleyiciyi bireysel ve kolektif psikocoğrafyalar arasında hareket etmeye çağırırken, dil üzerinden yeni karşılaşma ve tartışma alanları açıyor. Knezović’in In Our Times (2025) adlı metal kinetik yerleştirmesi ise ritmik hareketiyle mekânı bir metronoma dönüştürerek çağımızın çok katmanlı zaman politikalarını görünür kılıyor.
“Bitmeyen Emek, Bitmeyen Zaman”, kültürel üretimin görünmeyen koşullarına, emeğin sürekliliğine ve zamanın iktidarla kurduğu ilişkiye dair güçlü bir okuma sunuyor.

*Görsel, kasa galeri resmi instagram hesabından alınmışır.
Reality Show
Galeri 77, sanatçı Mutlu Aksu’nun “Reality Show” başlıklı kişisel sergisini 23 Mayıs tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.
“Reality Show”, gündelik hayatın görsel olarak nasıl kurulduğunu ve gerçeklik duygusunun bu kurgu içerisinde nasıl biçimlendiğini sorgulayan bir sergi olarak öne çıkıyor. Mutlu Aksu, sıradan görünen sahneler, tanıdık nesneler ve toplumsal olarak kodlanmış figürler aracılığıyla, bireyin gündelik yaşam içinde karşılaştığı iktidar ilişkilerini ve baskı biçimlerini görünür kılıyor. Sergi, bu yapıların nasıl deneyimlendiğine ve çoğu zaman fark edilmeden nasıl içselleştirildiğine odaklanıyor.
“Reality show” kavramından yola çıkan sergi, izleyiciyi şu sorularla baş başa bırakıyor: Kamera kurulduktan, ışık ayarlandıktan ve kurgu masasından geçtikten sonra ekrana yansıyan sahne hâlâ gerçek midir? Günlük yaşamda ürettiğimiz ve paylaştığımız görüntüler, ne kadar “hakikat” taşır? Gerçek hayat olarak tanımladığımız şey, bir reality show formatından hangi noktada ayrılır?
Mutlu Aksu’nun Galeri 77’deki sergisi, tam da bu sorgulama alanından besleniyor. Sanatçı; gündelik anlara, bildik mekânlara ve toplumsal yapının bireylere biçtiği rollere bakarken, bu yüzeyin altında işleyen güç sembollerini ve iktidar ilişkilerini görünür kılıyor. Belgeselci bir temsil iddiasından uzak duran sergi, ustaca kurgulanmış görsel anlatımıyla izleyiciyi gündelik hayatın “doğal” kabul edilen gerçekliğini yeniden düşünmeye davet ediyor.

*Görsel, galeri77 resmi web sitesinden alınmıştır.