Gök ile Et Arasında: Yeni Sergiler
Haftalık Sanat Haberleri (18 Mayıs - 25 Mayıs)
Simbart Projects’te Bir Hafıza Mekânı Olarak “Okul”
Sanatçı Begüm Mütevellioğlu’nun “Okul” başlıklı kişisel sergisi, 4 Temmuz tarihine kadar Simbart Projects’te sanatseverlerle buluşuyor.
“Okul”, sanat üretimini yalnızca bireysel bir ifade alanı olarak değil; geçmişten bugüne aktarılan pratikler, tekrarlar ve görme biçimleri üzerinden şekillenen kolektif bir sistem olarak ele alıyor. Sergi, okul kavramını teknik bilginin aktarıldığı bir yapıdan öteye taşıyarak, bakışın kuşaktan kuşağa devredildiği ve belirli temsil biçimlerinin yerleştiği bir düzen olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.
Sanatçının öğrencilikten akademisyenliğe uzanan kişisel deneyiminden beslenen sergi, akademiyi imgelerin biriktiği, yeniden üretildiği ve dolaşıma girdiği bir alan olarak konumlandırıyor. Bu bağlamda okul; ideal formun tekrar yoluyla aktarıldığı, görmenin belirli kurallar içinde öğretildiği bir yapı olarak beliriyor. Atölyelerde karşılaşılan figür ve nesneler ise bireysel üretimin ötesinde ortak bir hafızayı taşıyan öğelere dönüşüyor.
Sergi, imgelerin tekrar ve dolaşım yoluyla zaman içinde anonimleşmesi ve temsile dönüşmesi fikri üzerine kuruluyor. Farklı kültürlere ve dönemlere ait figürler çoğaldıkça kimliklerinden uzaklaşarak sistemin içinde yeni anlamlar kazanıyor. Bu anonimleşme sürecinde kadın figürü ise serginin temel temas alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Kadın imgesi bir yandan üreten öznenin izini taşırken, diğer yandan male gaze tarafından konumlandırılan bir temsil yüzeyine dönüşerek çift yönlü bir gerilim yaratıyor.
Sergide tekrar eden kadın imgeleri ve antik Sappho figürü, özne olarak iz bırakan ile temsil yüzeyine indirgenen arasındaki kırılgan çizgiyi görünür kılıyor. Farklı bağlamlardan taşınarak yan yana getirilen figür ve nesneler, bir arşiv mantığı içinde çoğalıp yeniden düzenleniyor. Antik semboller, gündelik objeler ve kültürel göndermeler tekil anlamlarını yitirirken yeni ilişkiler kuruyor; imgeler biriktikçe anlam sabitlenmek yerine sürekli yer değiştiriyor.
Begüm Mütevellioğlu’nun “Okul” sergisi, okulun yalnızca bilgi üreten değil; aynı zamanda saklayan, biriktiren ve yeniden dolaşıma sokan bir yapı olduğunu düşündürerek, temsilin ve bakışın nasıl inşa edildiğine dair katmanlı bir okuma sunuyor.

*Görsel, simbart instagram hesabından alınmıştır.
Nesli Türk’ten Ham, Sızdıran ve Kırılgan Bir Beden Okuması
Labirent Sanat, sanatçı Nesli Türk’ün “RAW-HAM” başlıklı kişisel sergisini 16 Mayıs – 4 Temmuz tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“RAW-HAM”, izleyiciyi insan bedeninin en ilksel, kırılgan ve çarpıcı gerçekliğiyle yüzleşmeye davet ediyor. Bedeni estetik bir temsil alanı olmaktan çıkararak, sızıntılarla dolu biyolojik bir “ham madde” olarak ele alan sergi; kan, doku ve mikroorganizmalara referans veren formlar aracılığıyla etin katmanlarına doğru bir keşif alanı açıyor. Doğa ile kültür arasındaki çatışmayı ilksel yaşama dürtüsü olan biyofili üzerinden okuyan sergi, yaşamın kültürel kabuğun altından sızan vahşi ve dokunsal hakikatini görünür kılıyor.
Uygarlığın insanın kendi doğasıyla arasına çektiği ince örtüyü aralamaya odaklanan “RAW-HAM”, bedeni idealize edilmiş bir imge olmaktan çıkarıp sürekli devinen, parçalanan ve sızdıran biyolojik bir kazı alanına dönüştürüyor. Yapısal antropoloji, sosyoloji, felsefe, psikanaliz ve sanat kuramı gibi disiplinlerle temas eden sergi, izleyiciyi estetik bir güzellik illüzyonuyla değil; varoluşun soğuk, klinik ve organik gerçekliğiyle sarsmayı amaçlıyor.
Sergide yer alan resim ve heykeller, disipline edilmiş modern bedenin sınırlarını ve kırılma anlarını sahneliyor. Tuvallerde beliren hücresel taşmalar, pıhtılar ve enfeksiyon imgeleri; medeniyetin koruyucu kalkanı olan derinin yırtılmasını ve bastırılmış organik gerçekliğin dışarı sızmasını çağrıştırıyor. Nesli Türk’ün boyayı adeta ete ve ham maddeye dönüştüren fırça darbeleri ise insan merkezci estetik anlayışı ters yüz eden yıkıcı bir çözülme hissi yaratıyor.
Çağdaş sinemanın ve sanatın bedeni merkeze alan estetik diliyle de bağ kuran “RAW-HAM”, renk paletini dekoratif bir tercih olmaktan çıkarıp biyolojik bir zorunluluk olarak kurguluyor. İzleyicide sıcak, canlı ve sızdıran bir yüzey algısı uyandıran bu görsel dil, yaşama ve canlı olana dair tekinsiz içgüdüyü dokunsal bir deneyime dönüştürüyor.
Nesli Türk’ün “RAW-HAM” sergisi, 16 Mayıs – 4 Temmuz tarihleri arasında Labirent Sanat’ta ziyaret edilebilir.

*Görsel, labirentsanat resmi web sitesinden alınmıştır.
Mardin’de Gök ile Yer Arasında Bir Yolculuk
Çelenk Bafra küratörlüğünde, “GÖKzemin” başlığı altında düzenlenen 7. Mardin Bienali, 15 Mayıs – 21 Haziran tarihleri arasında sanatseverlerle buluşuyor. PEUGEOT ana sponsorluğunda gerçekleşen bienal, izleyiciyi hem hakikatin zeminine hem de hayal gücünün ufkuna davet ediyor.
Mardin’in çok katmanlı kültürel mirası ile çağdaş sanat arasında güçlü bir diyalog kurmayı amaçlayan bienal, gök ile yer, bireysel ile kolektif, geçmiş ile gelecek arasında bir düşünce hattı oluşturuyor. Bienalin kavramsal çerçevesinde bölgenin kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan kuşlar, bu yolculukta izleyicilere rehberlik eden sembolik bir figür olarak öne çıkıyor.
Bu yıl bienal, ilk kez eski şehrin sınırlarının dışına taşarak izleyiciyi Mardin ve çevresini keşfetmeye çağırıyor. Dara Antik Kenti, Deyrulzafaran Manastırı ve Kızıltepe Ateş Beyler Hamamı’nın yanı sıra Yukarı Mardin’de Kervansaray, Marangozlar Kahvesi ve Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi bienalin ev sahipliği yaptığı mekânlar arasında yer alıyor.
Türkiye’den ve dünyadan 42 sanatçı ve sanatçı grubunu bir araya getiren bienalde, Mardin ve çevresinde yaşayan 6 sanatçı da yer alıyor. Bölgeyle kültürel ve tarihsel bağları bulunan coğrafyalardan sanatçıların ağırlıkta olduğu bienalde bazı sanatçılar yeni projeler üretirken, bazıları mevcut çalışmalarını bienalin kavramsal çerçevesine uygun şekilde Mardin’in tarihsel dokusuna uyarlıyor. Resim, heykel, video, fotoğraf, performans, ses ve mekâna özgü yerleştirmelerden oluşan sergiler, kentin taş mimarisi ve panoramasıyla ilişki kuran çok katmanlı bir deneyim sunuyor.
Bienal kapsamında Çelenk Bafra, House of Taswir ile “Gazze Bienali İnisiyatifi” ve Stadtkuratorin Hamburg ile “From the Cosmos to the Commons” adlı kamusal alanda sanat projesi çerçevesinde iş birlikleri gerçekleştirdi.
Bienalin açılış töreni 15 Mayıs Cuma günü Yukarı Mardin’de düzenlenirken, bienal mekânları aynı gün sabahtan itibaren ön izleme ve genel ziyarete açıldı. 7. Mardin Bienali, 15 Mayıs – 21 Haziran tarihleri arasında her gün 10.00 – 17.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Dara Antik Kenti’nin pazartesi günleri kapalı olacağı belirtilirken, Deyrulzafaran Manastırı ziyaretlerinde manastır yönetiminin belirlediği koşul ve ücretlerin geçerli olacağı ifade edildi.
Performans, atölye ve konuşmalara yer veren açılış programı 16-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleşirken, kapanış şenliği ise yaz gündönümüne denk gelecek şekilde 20-21 Haziran tarihlerinde planlandı.

*Görsel, mardinbiennial resmi instagram hesabından alınmıştır.