“Bir Akşamlık Etkinlik Sandım, Meğer Kendime Dönüyormuşum”
Bazı akşamlar insan eve gitmek istemiyor. Çünkü yorgunluk sadece fiziksel olmuyor. Decollage Art Space’te katıldığım ilk etkinlikten sonra bunu çok daha iyi anladım.
O gün yine klasik bir İstanbul akşamıydı. Trafik vardı, telefon susmuyordu, kafam doluydu. Ofisten çıktığımda normalde direkt eve giderdim ama o gün farklı bir şey yapmak istedim. Belki de uzun zamandır ilk defa gerçekten kendim için bir plan yaptım.
Açıkçası sanat etkinliğine giderken büyük beklentilerim yoktu. Birkaç saat oyalanır dönerim diye düşünüyordum. Ama kapısından içeri girdiğim anda his değişti. İçeride garip bir sakinlik vardı. Kimse bir yere yetişmiyordu. Kimse kendini kanıtlamaya çalışmıyordu.
Decollage Art Space bana uzun zamandır unuttuğum bir şeyi hatırlattı: İnsan bazen sadece yavaşlamaya ihtiyaç duyuyor.
Masada boyalar vardı, fonda hafif bir müzik çalıyordu. Hayatım boyunca profesyonel anlamda resim yapmamış biri olarak ilk kez tuvale dokundum. Ve ilginç olan şu; ortaya ne çıktığı hiç önemli değildi. Çünkü o an mesele sanat değil, hissetmekti.
Yan masada oturan biri mimardı, diğeri yazılımcıydı, biri tek başına gelmişti, biri iş arkadaşını getirmişti. Hepimizin ortak noktası aynıydı sanırım: Biraz nefes almak istemek.
Etkinlik boyunca ilk kez telefonumu unutacak kadar anda kaldım. Gün içinde zihnimi kemiren onlarca düşünce birkaç saatliğine sustu. Çıkışta Bağdat Caddesi’nde yürürken fark ettim; uzun zamandır kendimi bu kadar hafif hissetmemiştim.
Şimdi ne zaman yoğunlaşsam ya da şehir fazla gelmeye başlasa, kendime küçük bir kaçış hakkı veriyorum. Çünkü bazen iyi hissetmek için büyük tatillere değil, doğru bir ortama ihtiyaç varmış.
Eğer siz de son zamanlarda sürekli aynı günleri yaşıyormuş gibi hissediyorsanız, bir akşamınızı kendinize ayırın. Belki siz de benim gibi bunun sadece bir etkinlik olmadığını fark edersiniz.
Bazı yerler insana sadece zaman geçirtmez. Bazı yerler insanın içindeki sesi yeniden duyurur.