Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Şevval Erdoğan

Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Şevval Erdoğan

Artist Spotlight ‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’: Şevval Erdoğan

‘Bir Sanatçı Bir Hikaye’ temalı Artist Spotlight yazı serisinde, her hafta bir sanatçının üretim pratiğine ve sanatsal yaklaşımına odaklanacağız.

Decollage Art Space olarak başlattığımız açık çağrı ile her sene ODAK sergisinde yeni ve henüz geniş kitlelere ulaşmamış sanatçılara alan açıyor, bu sanatçıların üretimlerini nitelikli bir sergileme alanında izleyiciyle buluşturuyoruz. Profesyonel bir bağlamda temsil edilmelerini sağlamak ve uzun vadeli bir sanat yolculuğuna eşlik ederken "Artist Spotlight" yazı serimiz ile de onları yakından tanıma fırsatı yakalıyoruz.

Kurum olarak sanatçılarla sanat ekosistemi arasında sürdürülebilir ve nitelikli bağlar kurmayı önemsiyor, bu röportajlar ile sanatçıların profesyonel sanat süreçlerini geniş kitlelerle buluşturmayı arzuluyoruz. Artist Spotlight serisinin, güncel sanat ortamında karşılaşmalara alan açarak güçlü bir ağ kurmanın da zeminini hazırlayacak bir platform olmasını hedefliyoruz.

Artist Spotlight ‘Bir sanatçı bir hikaye’ projemizin bu serisinde “ODAK'25” sergimizde yer alan sanatçılarımız ile konuştuk.

Öncelikle sizi kısaca bir tanımak isteriz. Bize kendinizden biraz bahseder misin?

İsmim Şevval Erdoğan. 27 yaşındayım yaklaşık 8 yıldır fotoğraf ve video temelli çalışmalar üretiyorum. Ege Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Görsel İletişim Tasarımı Bölümü mezunuyum. Fotoğrafla tanıştığım ilk günden beri onunla kurduğum ilişki, bir yüzeydeki ışığın ötesinde, varoluşun, varoluşumun, “benim gibilerin” izlerini görme çabasıydı. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde geçirdiğim ilk yılda, fotoğrafın yalnızca bir görüntü oluşturma işi değil; direnişin, kimliğin ve mücadelelerin görünür olma biçimi olduğunu gördüm. Mücadelesine sadık insanların kadrajlarında gördüğüm cesaret, beni fotoğrafa daha da bağladı.

Özellikle video art ve fotoğrafta çoklu pozlama denemelerimde her kompozisyonda hissettiğim fazla katmanlılık ve orada ortaya çıkan ürünün duyularla deneyimlenmeye olan uzaklığı tek bir yüzeyin bana asla yetmeyeceğini gösterdi; benim derdim, bir imgeden taşarak başka yüzeylere de akmalıydı. Bu yüzden işlerimde fotoğrafın çerçevesini aşıp oradan çıkmayı deniyorum. Tüm dünyadaki aidiyet ve kimlik arayışı, bitmeyen mücadeleler ve her şeye rağmen hayatta kalmaya olan istek işlerimde kullandığım malzemelerin sertliğine, şeffaflığına, dokularına sızıyor. Her materyal, hikayemi yeniden biçimlendiriyor ve izleyici için de her yönüyle bir deneyim haline getiriyor.

Sizin için sanat nedir? Sanatla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben sanata sığınıyorum.
Hemen hemen her sabah uyanıyor ve dünyada değiştirmek için mücadele edecek ne çok şeyim olduğunu hissediyorum. Ve yıllardır da bu durumla ilgili aktif bir çaba sarf ediyor; kendimi ait hissettiğim tüm mücadelelerin bir parçası oluyorum. Fakat dünyayla ilgili taşıdığım bu kederle ilgili değişime bir el atarken bile kendimi yeterli hissedebilmek mümkün olmuyor. Değişim zaman alıyor ve bu sebeple buna dair umudu her an yüreğinde taşımak mümkün olmuyor.

Bunun aksine sanat üretimlerimdeki hikayenin anlaşılması hiçbir zaman aynı hikayeyi anlattığımdaki kadar anlaşılması güç olmadı. Derdimi eserlerimle anlattığımda saatlerce uzayan bir konuşmadan daha hızlı anlaşılabildiğimi hissettim. Üstelik hiç yorulmadım.
Birbirinden başka disiplinler, yüzeyler, malzemeler, yani sanatın çok boyutluluğu bana yürümeye alışık olmadığım yolları sundu. Böylece sanatı kendime yol arkadaşı edindim.

Üretim sürecinde sizi en çok besleyen anlar hangileri? Hangi anlarda üretimin kendiliğinden aktığını hissediyorsunuz?

Ne zaman bir fikirle masama otursam en çok beslendiğim anlar hep en çok zorlandığım  anlar oluyor. Kafamdaki haliyle kusursuz olan bir işin bile üretim sürecinde hiç beklemediğim teknik zorluklar yaşayabiliyorum. Ve her işimin sonunda bu teknik zorluklara şükrediyorum. Çünkü her biri işlerimi hiç beklemediğim şekillerde değiştiriyor ve büyütüyor. 

 

Dünya Küstah Bir Delik /2023
Boyut: 50X70 cm
Yerleştirme, rachel kumaşa baskı, 35mm analog fotoğraf


Kişisel yaşam deneyimleriniz bugünkü üretim pratiğinizi nasıl belirledi ve bu pratiği ileride hangi yeni ifade yollarıyla genişletmek istiyorsunuz?

Kişisel yaşamımı oluşturan tüm etkenler sanatsal pratiğimin oluşma aşamasına doğrudan müdahale etti. Cinsiyetim, cinsel yönelimim, ideolojilerim, varoluş ve görünürlük mücadelem, sanat eserlerini okuma merakım ve hatta kimi zaman belirli bir derinlik bile taşımayan gündelik düşüncelerim, endişelerim… Her biri bugünkü üretim pratiğimin oluşmasının fitilini ateşledi. 


Sanatınızda geliştirdiğiniz dilin oluşum aşamalarını dinlemek isteriz; üslubunuzu belirleyen temel yaklaşımlar neler?

Aslında sanatsal dilim hala oluşma ve değişme aşamasında. Şu anki sanatsal dilim ise uzun zaman içinde, bir ihtiyaç üzerine doğdu. Bir derdim vardı; ben de o derdi hangi yüzeyin taşıyabileceğin aramak üzere yola çıktım.

Önce dar açılı fotoğraflarla ve videolarla başladım. Bu sayede fotoğrafın tek yüzeyliliğinin bana yetmediğini gördüm. Dertlerimin katmanlarını beni bile iyileştirecek şekilde sunmanın bir yolu olmalıydı. Sonra malzemeyi sadece teknik bir araç olarak görmemeye başladım. Malzeme anlatının merkezinde, anlamı taşıyan değil dönüştüren bir alan olabilirdi.

Sanatsal üslubumu diğer besleyen şeyin ise izleyici dışarıda bırakmamak olduğunu düşünüyorum. Ben sanatsal üretimimi yaparken izleyicinin hikayesini ve mücadelesini hiçbir zaman eserimden ayrı bir yerde hayal etmedim. İzleyiciyi eserimin karşısında değil içinde olacak şekilde konumlandırmayı istedim. Bir hikayeyi beraber anlatmanın tadına varmak istedim. Çünkü benim içimde sanat ihtiyacı hep karşılaşmalar ve tesadüflerle büyüdü.

Ev Üzerine /2025
Boyut: 13x18 cm (3 adet)
Yerleştirme, 35 mm fotoğraf, sedefli yarı parlak kağıda baskı


Bir fikri 'bu artık esere dönüşmeli' dedirten o kıvılcım sizde nasıl oluşuyor?

Genelde üretim aşamasına gelene kadar aklımda bir fikir ve o fikre ait gündelik bir his ya da bir yoğunlukla bir süre var olmaya çalışıyorum. Bu hisleri, neyi nasıl göstereceğimi bilmediğim için ertelediğim anlar da oluyor, tamamen kabullendiğim anlar da… Nihayet artık “meselemin” ağırlığı ile baş edemediğimi hissettiğim anlarda bir patlama yaşar gibi üretim sürecime başlıyor ve çabucak yapmaya çalışıyorum. Genelde işime yansımasına istediğim duygular etrafında sıkıştığımda eserlerimi çok daha güçlü performe ettiğime inanıyorum. Bu kulağa biraz kendime duygusal bir ağırlığı zorla taşıtmak gibi gelse de inanın bana öyle değil :)


Sanatsal üretiminizde ileride hangi meseleleri merkeze almayı düşünüyorsunuz?

Çoklu duyusal deneyimi artırarak, izleyicinin yalnızca görsel değil bedensel ve mekânsal olarak da esere dahil olduğu işler üretmek istiyorum. İşlerim genellikle kimlik, beden algısı ve görünürlük meselelerini merkeze alıyor. İleride de yine bu meseleler gibi empati kurulması kolay gibi görünen fakat bu durumdan etkilenen olarak deneyimlemesi hayli zor olan meseleler üzerine yoğunlaşmak istiyorum. 


Son olarak ODAK deneyimi nasıldı? İzleyicilerden aldığınız dikkat çeken geri dönüşler oldu mu? Bu yılın teması “YANSIMA” sizin sanatınızda nasıl bir yere dokundu? 

Hepimizin bildiği bir sanatçının ağırlıklı derdi hep anlaşılabilmek olmuştur. Sanatçının anlaşılabilmesi için de önce özgürce görülebildiği güvenli alanlara ulaşabilmesi gerekir. Benim için ODAK başvuru sürecinden itibaren böyle bir deneyim olarak başladı. 

Önce kapsayıcı bir Open Call çağrısıyla bir görünür olabilme alanına başvuru yapabilmek, sonra jüri üyeleri tarafından anlaşabilmek benim için çok özeldi. Sergi açıldıktan sonra seyirciyle birebir işlerim ve sanatsal deneyimim üzerine sohbet edebilmek, seyircinin eserimi deneyimleyişine an be an tanık olmak ve sorularına cevap verebilmek bende anlaşılmakla ilgili çok derin bir yeri iyileştirdi.

Böylece sanat pratiğim izleyici deneyiminde dokunabildiğimi deneyimlediği anlarla beraber yeni bir boyut kazandı. Zaten sanat üretiminin izleyicinin eseri deneyimleme şekliyle beraber yolculuğunu tamamlandığına inanan biri olarak bu duruma eş zamanlı tanık olmak beni çok etkiledi. Emekleri için Decollage Art Space ekibine teşekkür ederim.

 

0