Orhun Atmış | Ed. Seda İstifciel
Arter, iki yeni sergisini sanatseverlerle buluşturdu. Hera Büyüktaşcıyan’ın “Hayalet Kuartet” başlıklı yeni kişisel sergisi, sanatçının kimlik, bellek ve doğa kavramlarını merkezine alan sanatsal pratiğine kapsamlı bir bakış sunuyor. Nilüfer Şaşmazer’in küratörlüğünü yaptığı sergi Arter’in üçüncü galerisinde görülebilir. Delfin Öğütoğulları’nın Arter’deki ilk küratörlüğünde Galeri 4’e yayılan “Hah!” başlıklı yeni grup sergisi, Arter Koleksiyonu’ndan ve koleksiyon dışından güncel video yapıtlarını bir araya getiriyor.
İki sergi, Arter’in iki katına tümüyle yayılıyor. Ama biz dördüncü kattan başlayalım. “Hah!” için geldiğiniz bu katta asansör çıkışında sizi aslında Hera Büyüktaşçıyan’ın “Hafif Bir Dokunuşla Başlayan Bir Çığ Gibi” adlı eseri karşılıyor. Eser, üçüncü kata doğru akışkan bir hareketle iniyor, devamını aşağı indiğimizde görüyoruz.

Türkiye ve farklı coğrafyalardan sanatçıların eserlerinden oluşan “Hah!” sergisi, hicvin güç yapılarını eleştirme ve günümüz koşullarını sorgulamadaki rolünü ele alıyor. Özellikle Selin Davasse’nin çok bilinen bir sanat müziği eserinin üzerine yazılmış, çalışan insanın sömürülmesine ilişkin sözleri bulunan eseri çarpıcı. Sergideki Sanatçıların ekonomik ve kurumsal iktidar yapıları içinde verdikleri somut ve içsel mücadelelere ışık tutan sergi, aynı zamanda güç eşitsizliklerine, otoriter yönetim biçimlerine ve cinsiyet normlarına odaklanıyor. Her köşede bir ekran, ekranın üzerinde konuşan ya da mikrofon karşısında susarak bir şeyler anlatan insanları, bununla birlikte çeşitli yazılarla insan ve işçi haklarına dair işler yer alıyor.
Sergide yer alan sanatçılar: Özgür Atlagan, Pauline Boudry ve Renate Lorenz, Anetta Mona Chişa ve Lucia Tkáčová, Selin Davasse, Burak Delier, Braco Dimitrijevic, Cem Örgen, Serra Tansel, Berkay Tuncay, Sinan Tuncay, Kubilay Mert Ural.

‘Hayalet Kuartet’
Galeri 4’ten aşağıya isterseniz asansörle, isterseniz geniş ve yüksek merdivenlerden inebilirsiniz. Merdivenlerden inmeyi tercih ettiğinizde ilk ilginizi çeken eser “Huzursuz Balkon” oluyor. Geçmişte evlerin balkonlarının korkuluklarında yer alan ve sonsuzluğu temsil eden metalden yaprak birbirlerine değerek çınlıyor. Bu yapraklar Arter’in birkaç sokak ötesindeki 1893 yılında inşa edilen Panayia Evangelistria Rum Ortodoks Kilisesi’nin 2005 yılında çalınan çanlarına bir atıfta bulunuyor. Hera Taşçıyan’ın sergideki eserleri, sanatçının Arter binasının aralarında konumlandığı iki semtte, Kurtuluş ve Tarlabaşı’nda köklenen kişisel tarihi üzerinden kent tarihindeki kırılmalara işaret ediyor.
Ardından ilerlediğinizde askılara asılmış çoğunluğu yeşil bu kumaşların üzerinde Taşçıyan’ın bugün yok olan su yollarını işlediğini görüyorsunuz.
Solunuzda ise asansörde korkuluklardan sarktığını fark ettiğiniz halılar bir çığ gibi aşağıya kadar sarkıyor. Taşçıyan’ın sergideki diğer işlerinde de hissedilenler hafızanın kırılganlığını hatırlatıyor. Eksik, gedik, biraz da rüyâ gibi.
Kullandığı malzemeler ve yapıbozumcu form diliyle bir tür yüzey gerilimine işaret eden Hera Büyüktaşcıyan, zamanın dönüştürdüğü farklı unsurların çarpışmalarını ve bir aradalıklarını inceliyor. Sanatçının dokular, sesler ve kentsel manzaralarda hem bireysel hem de toplumsal hafızanın izini süren yapıtları, varlık ve yokluk, yaşam ve ölüm, beden ve ruh, silinme ve yeniden inşa gibi ikiliklerle örülü bir dünyanın tanıklığını üstleniyor.

Kaybın ardından süren varlık hissini tanımlayan ve aslen tıp alanında kullanılan ‘hayalet uzuv’ terimine gönderme yapan Hayalet Kuartet, dış mekânı galeri içine taşıyan Nekropol, Avlu, Cadde ve Bakış adlı dört bölümden oluşuyor. Bu dörtlü yapı, eserlere farklı biçimlerde sızan ateş, hava, su ve toprak elementleri üzerinden yankılanıyor. Geçmiş, bugün, gelecek ve araf olmak üzere dört ayrı zamansallığı da birbirine dokuyan sergi, nesne, form, yüzey, ses ve renk gibi öğelerin içlerinde saklı hayaletlerin belirdiği bir duyumsama alanı yaratıyor.
Bu iki sergi 4 ve 3. katlara yayılırken, aşağıya inildikçe her katta farklı bir sergiyle karşılaşıyorsunuz. Nilbar Güreş’in “Kadife Bakış” sergisi 12 Nisan 2026’ya, iki farklı grup sergisi “Basınç Altında Suyun Üstünde” 11 Ocak 2026, “Biraz Daha Zamana İhtiyacım Var” ise 8 Mart 2026’ya kadar görülebilir.