30 Mart 2026 Pazartesi

Şehrin Ruhu, Suyun İzleri, Hüznün Renkleri

Eda Çamlı  |  Ed. Seda İstifciel

Haftalık Sanat Haberleri (30 Mart- 6 Nisan) :

Değişmeyen Hüznün Renkleri

Akademililer Sanat Merkezi’nin restorasyon sürecinin tamamlanmasının ardından kalıcı bir sanat galerisine dönüştürülen giriş katı, Ressam Resul Aytemür’ün “Değişmeyen Hüznün Renkleri” başlıklı kişisel sergisiyle 2 Nisan’da sanatseverlere kapılarını açıyor.

Küratörlüğünü mimar Erhan İşözen’in üstlendiği sergi, sanatçının elli yılı aşkın üretim pratiğinden derlenen kapsamlı bir seçkiyi izleyiciyle buluşturuyor. Çalışmalarını 25 yılı aşkın süredir Beyoğlu Balo Sokak’taki atölyesinde sürdüren Aytemür, İstanbul’un gündelik yaşamını ve çoğu zaman görünmez kalan insan hikâyelerini resimlerine taşıyor.

Sergide, Taksim Meydanı’ndan İstiklal Caddesi’ne ve Tarlabaşı’na uzanan Beyoğlu hattı, sanatçının tuvallerinde yalnızca bir arka plan olarak değil; anlatının kurucu ve asli unsuru olarak öne çıkıyor. Bu kent dokusu, figüratif bir hafızaya dönüşerek bireysel yaşamlar üzerinden toplumsal belleğe işaret ediyor.

Sokak satıcıları, çocuklar, gençler, mahalle sakinleri ve sokak hayvanları; Aytemür’ün resimlerinde kentin karmaşası, yoksulluğu ve kırılganlığıyla birlikte görünürlük kazanıyor. Figürler, gündelik hayatın temsilcileri olmanın ötesinde, varoluşsal bir direnişin taşıyıcısı olarak resmediliyor. Sanatçının renk kullanımı ise hüznü estetize etmek yerine onu dönüştüren bir anlatım dili kurarak umudu, bekleyişi ve insanın ayakta kalma iradesini aynı yüzeyde buluşturuyor.

“Değişmeyen Hüznün Renkleri”, yarım asra yaklaşan bir üretimin estetik ve etik boyutlarını izleyiciyle paylaşırken, kent yaşamının çoğu zaman görünmeyen yüzlerini merkeze alıyor.

Resul Aytemür’ün “Değişmeyen Hüznün Renkleri” sergisi, 2 Nisan – 26 Mayıs tarihleri arasında Akademililer Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.


 *Görsel, artsuitesgallery resmi instagram hesabından alınmıştır.

Suyla Oyun

Sanatçı Eda Şarman’ın “Suyla Oyun” başlıklı kişisel sergisi, 21 Haziran tarihine kadar Bebek Sanat’ta sanatseverlerle buluşuyor.

İBB Kültür ve İBB Miras tarafından düzenlenen sergi, izleyicileri İstanbul’un tarihi sarnıçlarından yola çıkarak suyun şehir, beden ve doğa arasındaki dolaşımını yeniden düşünmeye davet ediyor. Şarman, 2023 yılında başlattığı projesiyle, suyu taşıyan ve biriktiren sarnıçların üstlendiği işlevi kendi sanatsal diliyle yeniden yorumluyor.

Sanatçının pratiğinde suyun şekillendirdiği yeryüzü ve taşıdığı canlılık önemli bir yer tutarken, “Suyla Oyun” projesi İstanbul’un tarihi su yapıları üzerinden suyun kentle, doğayla ve insan bedeniyle kurduğu çok katmanlı ilişkiyi araştırıyor. Bir dönem ormanlardan ve derelerden şehre ulaşan suyun toplandığı sarnıçlar, kentleşmenin yarattığı düşük su geçirgenliği nedeniyle günümüzde büyük ölçüde işlevini yitirmiş durumda. Sergi, bu tarihsel altyapıyı yeniden düşünmeye açarken suyun hâlâ şehirde, bedende ve doğada dolaşmaya devam eden izlerini görünür kılıyor.

“Suyla Oyun”, Bebek Sanat’tan hareketle suyun yokluğuna rağmen şehirde bıraktığı izleri takip ediyor. Martıların varlığı, kedilerin huzursuzluğu ya da kentin molozları arasından süzülen akışlar; suyla kurulan ilişkinin hem gündelik hem de tekinsiz yönlerini ortaya çıkarıyor. Sergi, dönüşen kentin sıkışık borularından ve katmanlı tarihinden geçen suyun, canlı ve cansız pek çok hikâyeyi de beraberinde taşıdığı fikrini izleyiciyle buluşturuyor.


 *Görsel, ataturkkitapligi.ibb.gov.tr resmi web sayfasından alınmıştır.

Ruha Prelüt

Ferda Art Platform, sanatçı Merve Şenel’in “Ruha Prelüt” başlıklı ilk kişisel sergisini 18 Nisan tarihine kadar sanatseverlerle buluşturuyor.

Adını bir başlangıcı ve eşiği işaret eden “prelüt” kavramından alan sergi, ruhun derinliklerine uzanan sezgisel bir yolculuğun ilk titreşimlerini görünür kılıyor. Şenel’in büyük ölçekli tuvallerinde şekillenen kompozisyonlar, izleyiciyi tamamlanmamış anlatıların, kırılgan dengelerin ve varoluşsal döngülerin içine çekerek zamanın doğrusal akışını askıya alan bir deneyim alanı yaratıyor.

Sanatçı, resimleri aracılığıyla izleyiciyi temsiliyetin ve dilin ötesine taşınan fenomenolojik bir karşılaşmaya davet ediyor. Cesur ancak ölçülü bir görsel dille kurulan bu alan, algının yalnızca gözlem değil, doğrudan deneyim haline geldiği aracısız bir eşik olarak beliriyor. Renk, form ve yüzeyin bir araya gelişi, tanımlanabilir olanın sınırlarını aşarak izleyiciyi kendi içsel manzarasına yönlendiriyor.

Katmanlar, izler ve boşluklar arasında kurulan hassas gerilim, yalnızca görsel bir kompozisyon değil; aynı zamanda zamana yayılan bir düşünme ve hissetme biçimi öneriyor. Eserlerde beliren ve kaybolan imgeler, anlamı bilinçli şekilde sabitlemekten kaçınarak izleyiciye algının sürekli dönüşen doğasına eşlik etme imkânı tanıyor.

“Ruha Prelüt”, bir anlatıyı tamamlamak yerine onu sürekli askıda tutan yapısıyla her bakışta yeniden kurulan, her karşılaşmada farklılaşan bir deneyime dönüşüyor. Sergi, izleyiciyi kesinliklerden uzaklaştırarak belirsizliğin, sezginin ve henüz adlandırılmamış olanın izini sürmeye davet ediyor.


 *Görsel, ferdaartplatform resmi web sitesinden alınmıştır.


Yorumunuzu bırakın