24 Kasım 2025 Pazartesi

Kırılgan Yapılar: Ankara’dan İstanbul’a, Çizgiden Çıkmaza

Eda Çamlı  |  Ed. Seda İstifciel

Haftalık Sanat Haberleri (24 Kasım- 1 Aralık) :

Bilkent Üniversitesi’nde Ara Güler’den Ankara’ya Zamansız Bir Bakış

Bilkent Üniversitesi, Ara Güler Müzesi ve Galeri Siyah Beyaz iş birliğiyle hazırlanan “Ara Güler’in Ankara Fotoğrafları Seçkisi” başlıklı sergi, 8 Aralık’a kadar İhsan ve Ayser Doğramacı Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluşuyor.

Usta fotoğrafçı Ara Güler’in Ankara’ya odaklanan özel seçkisinden oluşan sergi, kentin toplumsal dokusunu, gündelik yaşamını ve bireysel hikâyelerini sanatçının benzersiz bakışıyla aktarıyor. Ara Güler Arşivi’nden çıkarılan ve çoğu ilk kez gün yüzüne çıkan bu fotoğraflar, farklı dönemlerden izler taşıyarak Ankara’nın değişen ruhunu gözler önüne seriyor.

Açılış kapsamında ayrıca Ara Güler Müzesi’nin 2023’te düzenlediği “Bir Avuç Güzel İnsan” sergisiyle aynı adı taşıyan belgeselin gösterimi de gerçekleştirildi. Sanatçının Türkiye ve dünyadaki tanınmış edebiyatçılarla kurduğu dostluklara odaklanan yapım, izleyiciler tarafından ilgiyle karşılandı.

Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin ev sahipliğini üstlendiği sergi, üniversitenin sanat, kültür ve eğitim vizyonunu bir araya getiren önemli etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Yasemin Afacan, “Ara Güler Sergisi’ni fakültemizin desteğiyle Bilkent Üniversitesi’nde ağırlamak bizim için hem ilham hem de gurur verici,” diyerek etkinliğin önemini vurguladı.


*Görsel, bilkent.edu resmi web sitesinden alınmıştır.

İpek Duben’in Erken Dönem Desenleri “’70-” Sergisiyle Galerist’te

Galerist, İpek Duben’in sanat pratiğinin temel taşlarını görünür kılan “’70-” başlıklı kişisel sergisine 22 Kasım 2025 – 3 Ocak 2026 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor.

Sergi, sanatçının 1970’lerde ürettiği ve sonraki yıllarda şekillenecek çok katmanlı pratiğinin izlerini taşıyan erken dönem desenlerine odaklanıyor. Farah Aksoy ve Amira Arzık’ın küratörlüğündeki seçki; çizginin, figürün, yüzeyin ve mekânın Duben’in düşünme biçimindeki yerini açığa çıkarıyor.

1960’ların sonunda siyaset bilimi alanındaki doktorasını bırakıp sanata yönelen Duben için bu dönem, hem bir zihinsel dönüşüm hem de yaratıcı bir kırılma anı niteliği taşıyor. 1972–1976 yılları arasında New York Studio School’da aldığı eğitimle figüratif alıştırmalar ve soyut jestler arasındaki geçişlere odaklanan sanatçı, çizimi yalnızca bir temsil aracı olmaktan çıkararak düşünmenin ve hissetmenin bedensel bir formu hâline getiriyor.

İstanbul’a dönüşüyle birlikte akademik çevrelerin dışında ama onlarla diyalog hâlinde sessiz, yoğun ve arayış dolu bir üretim sürecine giren Duben, sezgisel olarak farklı malzemeler arasında dolaşırken çok yönlü pratiğinin temellerini atıyor.

“’70-” sergisi, İpek Duben’in resimlerinin ardındaki düşünsel temellere ışık tutarken, erken dönem desenlerini bir ön çalışma değil, sanatçının görsel düşünme biçiminin kendisi olarak konumlandırıyor. Çizgi, renk, figür ve yüzey arasındaki ilişkileri araştıran bu çalışmalar, Duben’in ilerleyen dönemlerdeki katmanlı yüzey araştırmaları ve tuval üzerindeki bedensel gerilimin başlangıç noktasını oluşturuyor.

Sergi, izleyiciyi sanatçının el ile düşünce arasındaki keşif anlarına doğru bir yolculuğa davet ediyor.


 *Görsel, galerist resmi web sitesinden alınmıştır.

Batıkan Bostancı’nın İlk Kişisel Sergisi “Çıkmazda Yön, Açmazda Form”

Artopol Galeri, Batıkan Bostancı’nın uzun soluklu üretim sürecinden beslenen ilk kişisel sergisi “Çıkmazda Yön, Açmazda Form”a 4–30 Aralık tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Sanatçının heykel, rölyef, resim ve dijital üretimlerini bir araya getiren sergi, bireysel ve toplumsal yön duygusunun kaybolduğu bir dönemde anlamı yeniden kurmanın ihtimallerini araştırıyor.

Bostancı’nın son on yıla yayılan pratiğinden derlenen seçki, karşıtlıklar üzerinden gelişen bir düşünsel akışa odaklanıyor: kıtlık–bolluk, tutsaklık–özgürlük, mutasyon–dönüşüm… Sanatçı, çizgisel örgülerden oluşan labirent benzeri yüzeylerde, bir portreyi temsil eden biçimlerden çok, içsel bir haritanın izlerini görünür kılıyor. Bu çizgiler bazen yön değiştiriyor, bazen bölünüp yeniden birleşiyor; böylece bir çıkmazın sınırlarını dönüştüren akışkan bir yapı ortaya çıkıyor.

Renk ile form arasındaki denge, serginin duygusal tonunu belirliyor. Sıcak renk alanları içsel yoğunluğu artırırken, gri ve nötr bölgeler dış dünyanın değişken ve kaygan gerçekliğine işaret ediyor. Kompozisyonlardaki mimari kurgu ise belirgin: Katmanlar, boşluklar ve geçişler zihinsel bir mekân tasarımını andırıyor; izleyiciyi hem takip etmeye hem çözmeye davet eden bir sistem yaratıyor.

“Çıkmazda Yön, Açmazda Form”, Batıkan Bostancı’nın psikolojik derinlik, geometrik yapı ve figüratif soyutlama arasında kurduğu ilişkiyi bütünlüklü bir biçimde sunuyor. Sergi, çıkmazların yalnızca sıkışma değil, aynı zamanda formun yeniden şekillenebileceği bir eşik olabileceğini hatırlatıyor.


 *Görsel, artopol resmi web sitesinden alınmıştır.


Yorumunuzu bırakın