Eda Çamlı | Ed. Seda İstifciel
Haftalık Sanat Haberleri (5 Ocak - 12 Ocak) :
Çiğdem Aky’nin “Santosha” Sergisi Dirimart’ta
Dirimart, Çiğdem Aky’nin “Santosha” başlıklı kişisel sergisini 8 Ocak–22 Şubat 2026 tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.
“Santosha”, Çiğdem Aky’nin resim pratiğinde biçimsel sınırları ve yerleşik estetik hedefleri geride bıraktığı yeni bir döneme işaret ediyor. Sanatçının kontrolü resmin kendi içsel akışına teslim ettiği bu süreçte, renk özerk bir varlık gibi hareket ederek yumuşak, sezgisel ve akışkan bir görsel dil kuruyor. Sergi, Aky’nin üretim pratiğinde ulaştığı dinginlik ve içsel özgürleşme hâlini izleyiciyle paylaşıyor.
Başlığını Sanskritçe’de “yetinme” ve “memnuniyet” anlamına gelen santosha kavramından alan sergi, yoga felsefesinde dış koşullardan bağımsız bir iç denge hâlini tanımlayan bu düşünceyi soyut bir anlatımla görünür kılıyor. Aky’nin kişisel dönüşümüyle paralel gelişen yeni dönem işleri, kabulleniş, sakinlik ve içsel denge arayışını resmin sezgisel olanakları üzerinden ele alıyor.
“Santosha”, sanatçının içsel huzur ve özgürlük kavramlarını ilk kez bütünlüklü bir seçkiyle ortaya koyduğu bir sergi olarak öne çıkıyor.

*Görsel, contemporaryistanbul resmi instagram hesabından alınmıştır.
Mustafa Batıbeniz’den ARUCAD Art Space’te “Sömürgecilik Sonrası İnsansıları”
Mimar, fotoğrafçı, öğretim görevlisi ve illüstratör Mustafa Batıbeniz’in “Sömürgecilik Sonrası İnsansıları (Post-Colonial Humanoids)” başlıklı kişisel sergisi, Lefkoşa’daki ARUCAD Art Space’te 31 Ocak 2026 tarihine kadar sanatseverlerle buluşuyor.
Batıbeniz’in disiplinler arası üretim pratiğini bir araya getiren sergi, Kıbrıs’ın sömürgecilik sonrası çok katmanlı hafızasından yola çıkarak hayali bir evrende yaşayan insansı varlıkları odağına alıyor. Sinema, mimari ve modadan beslenen bu figürler; geçmişle geleceği iç içe geçirerek kimlik, beden ve hatırlama kavramları üzerine düşünmeye davet ediyor.
Sergide yer alan hibrit karakterler, mutasyona uğramış bedenleri, mimariyle bütünleşen formları ve arada kalmış varoluşlarıyla post-insan bir geleceğin olası senaryolarını araştırıyor. Hiperreal, sürreal ve çocuksu mekânsallıkların iç içe geçtiği bu kurgusal dünya, Freud’un “tekinsiz” (Unheimlich) kavramını ve Turner’ın “liminalite” düşüncesini çağrıştıran retro-fütüristik bir atmosfer kuruyor.
Makine, ev ve insan arketiplerinin birleştiği bu evrende izleyici; nostaljik, rahatsız edici ve aynı zamanda büyüleyici bir estetikle karşılaşıyor. “Sömürgecilik Sonrası İnsansıları”, Kıbrıs’ın tarihsel katmanlarını küresel bir post-modern mitolojiye dönüştürerek kimlik, beden ve hafıza üzerine yeni bir okuma sunuyor.

*Görsel, arucadartspace resmi instagram hesabından alınmıştır.
Gayane Avetissian’dan Galeri 77’de “Tabula Rasa”
Galeri 77, sanatçı Gayane Avetissian’ın “Tabula Rasa” başlıklı kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Sergi, 14 Şubat 2026 tarihine kadar izleyiciyle buluşuyor.
Avetissian, bu sergisinde çizimi özerk ve araştırmacı bir ifade alanı olarak ele alırken, geleneksel teknikleri çağdaş bir kavramsal sorgulamayla bir araya getiriyor. Dört tuval çalışması ve yirmi dört kâğıt üzeri eserden oluşan seçki, “boş levha” fikrini, hafıza, eğitim ve yaşantıyla çoktan izlenmiş bir yüzey olarak yeniden düşünmeye davet ediyor.
Serginin omurgasını oluşturan kâğıt üzeri işler, doğrudanlık ve indirgeme üzerine kurulu primitif bir görsel dile işaret ediyor. Jest, tekrar ve içgüdünün ön plana çıktığı bu çalışmalar, hazırlık eskizleri olmaktan ziyade düşünce, hafıza ve algı süreçlerini en yalın hâliyle kaydeden tamamlanmış ve bağımsız eserler olarak konumlanıyor.
“Tabula Rasa”, felsefi anlamıyla tarafsız bir başlangıcın mümkün olup olmadığı sorusunu merkeze alıyor. Avetissian, yüzeyi boş bir alan olarak değil; kalıtımsal hafıza, duygusal deneyimler ve kültürel izlerle şekillenmiş bir zemin olarak ele alıyor. Ham çizgiler, parçalı figürler ve sembolik imgeler aracılığıyla her yazma ve üretme eyleminin, zaten var olanla kurulan bir müzakere olduğunu görünür kılıyor.
Eğitim, yetişme ve yaşam boyu öğrenme kavramları etrafında şekillenen sergi, tekrar ve seri üretim mantığıyla öğrenme–unutma, yazma–silme döngülerini çağrıştırıyor. Avetissian’ın soyutlama, primitivizm, neo-dışavurumculuk ve realizm arasında dolaşan akışkan dili, kimliğin ve algının sürekli yeniden kurulan katmanlı doğasına işaret ediyor.

*Görsel, galeri77 resmi instagram hesabından alınmıştır.