3 Şubat 2026 Salı

Yakın, Kırılgan, Devam Eden

Eda Çamlı  |  Ed. Seda İstifciel

Haftalık Sanat Haberleri (2 Şubat- 9 Şubat) :

Mektuplardan Tuvallere: Bedri Rahmi’nin İzinde

Ressam, yazar ve şair Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun özel dünyasına açılan “Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, Casa Botter’de 29 Mart’a kadar sanatseverlerle buluşuyor. Sergi, Eyüboğlu’nun dönemin önemli kültür-sanat figürleri ve aile dostlarıyla yaptığı yazışmaların zarflarını merkeze alarak, kişisel olanla tarihsel olanı şiirsel bir anlatıda bir araya getiriyor.

İBB Kültür ve İBB Miras katkılarıyla hayata geçirilen sergi, Türkiye kültür tarihine dair güçlü izler taşıyan nadir belgeleri de gün yüzüne çıkarıyor. Fikret Mualla’nın Bedri Rahmi’ye yazdığı mektup ile Eyüboğlu’nun Nâzım Hikmet için kaleme aldığı, Yiğidim Aslanım olarak bilinen “Zindanı Taştan Oyarlar” şiirinin el yazması, serginin öne çıkan parçaları arasında yer alıyor.

1957–1974 yılları arasına tarihlenen ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Fransa adreslerini taşıyan zarflar; Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eşi Eren Eyüboğlu, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu ve oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu ile kurduğu yazışmaların yanı sıra Fikret Mualla, Mustafa Pilevneli, Turan Erol, Mehmet Ali Cimcoz, Tosun Bayraktaroğlu ve Ertuğrul Özakdemir gibi dönemin önemli isimleriyle olan entelektüel bağlara da tanıklık ediyor.

Sergideki zarflar, yalnızca tarihsel belgeler olarak değil, aynı zamanda Bedri Rahmi’nin görsel dilinin minyatür tuvalleri olarak okunuyor. Soyut ve soyutlamaya yaklaşan kompozisyonlar, tekrar eden biçimler, otoportre siluetleri, balık imgeleri ve Amerika yıllarında kullandığı kum ile farklı malzemelerle oluşturduğu yüzeyler; geleneksel motiflerle birleşerek sanatçının özgün estetik evrenini yansıtıyor.

“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu”, yazının, resmin ve hafızanın iç içe geçtiği; zarflar üzerinden hem bir sanatçının iç dünyasına hem de Türkiye’nin kültürel belleğine bakan şiirsel bir durak sunuyor.


 *Görsel, casabotter resmi instagram sayfasından alınmıştır.

Galeri Miz’de İki Bakış Arasında Bir Diyalog

Galeri Miz, Emel Başarık ve Derya Ülker’in resimlerini bir araya getiren “Yakın Takip, Bir Duolog” başlıklı sergiyle, bakma biçimleri üzerine kurulu iki ayrı görsel dili yan yana getiriyor. Gül Ilgaz’ın küratörlüğünde hazırlanan sergi, 5 Şubat–3 Nisan tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor.

Yakın Takip, Bir Duolog, yalnızca iki sanatçı arasında kurulan bir karşılaşma değil; aynı zamanda iki farklı bakış mesafesinin, iki ayrı gözlem biçiminin iç içe geçtiği bir alan öneriyor. Biçimsel olarak benzer resim pratiklerinden yola çıkan sergi, mesafe kavramını temel bir anlatı aracı hâline getiriyor. Derya Ülker, geniş dış mekânlarda konumlanan ve canlı bir ağ gibi yayılan insan topluluklarını uzaktan, kuşbakışı bir bakışla ele alırken; Emel Başarık, daha yerel ve yakın bir perspektiften, aynı mahalleyi paylaştığı bireylerin gündelik yaşamlarına ve kişisel hikâyelerine odaklanıyor.

Serginin merkezinde yer alan “yakın takip” kavramı; bakmak, iz sürmek ve tanıklık etmekle ilişkili bir duruma işaret ediyor. Başarık ve Ülker, hem yaşadıkları toplumu hem de birbirlerinin görsel yaklaşımlarını dikkatle izleyerek resimlerine taşıyor. Kalabalık ile tekil, anonim ile bireysel, makro ile mikro arasındaki gerilim serginin ana omurgasını oluşturuyor.

Yakın Takip, Bir Duolog, insanın aynı anda hem bir topluluğun parçası hem de tek başına bir varlık olma hâlini görünür kılarken, izleyiciyi de kendi bakış mesafesini yeniden düşünmeye davet ediyor.


*Görsel, galerimiz resmi web sitesinden alınmıştır.

Beden ve Boşluk Arasında Bir Eşik

GeoGallery ve Galeri Siyah Beyaz iş birliğiyle Rüzgar Polat’ın “Still Forming” başlıklı sergisi, 4 Şubat–4 Mart tarihleri arasında GeoGallery İstanbul’da izleyiciyle buluşuyor.

“Still Forming”, beden formunu soyutlayarak varlık ile yokluk arasındaki kırılgan sınırları araştırıyor. Polat, resimlerinde bedeni yalnızca fiziksel bir yapı olarak değil; içsel boşlukların, eksik kalan duyguların ve üzerimize düşen gölgelerin taşıyıcısı olarak ele alıyor. Sert ve keskin çizgilerle bölümlere ayrılan formlar, hayatın sürekliliğini ve parçalanmışlığını aynı anda görünür kılıyor.

Sanatçı, resmin yüzeyini beden, düşünce, sessizlik ve mekânın kesiştiği bir boşluk alanına dönüştürüyor. Siyah ile beyaz, doluluk ile boşluk, gürültü ile sessizlik gibi karşıtlıklar Polat’ın resimlerinde metaforik bir dil kazanıyor. Kimliğin görünür izlerinden arındırılmış, içi boşaltılmış insan maskeleri ise yalnızca yüzü değil, bilinci de örten birer imge olarak karşımıza çıkıyor.

“Still Forming”, izleyiciyi bu kırılgan formlara yaklaşmaya; varlık ile yokluk arasındaki ince çizgide durmaya ve oluş hâlinin kendisine tanıklık etmeye davet ediyor.


Yorumunuzu bırakın