6 Nisan 2026 Pazartesi

Camdan Mitolojiye, Kurumdan Hafızaya

Eda Çamlı  |  Ed. Seda İstifciel

Haftalık Sanat Haberleri (6 Nisan- 13 Nisan) :

Camın İçinde Donan Bir Dalga: “Sessizce Yükselen”

Sanatçı Derya Geylani Vuruşan’ın “Sessizce Yükselen” başlıklı sergisi, 4 Nisan – 2 Mayıs tarihleri arasında Pg Art Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

“Sessizce Yükselen”, sanatçının camla kurduğu uzun soluklu ilişkinin yeni bir evresine işaret ederken, önceki üretimlerinde “sıçrama” olarak beliren imgesel hareketi bu kez zamana yayılan bir dalga formuna dönüştürüyor. Tekil bir ana sıkışmayan bu hareket, dönüşen ve süreklilik kazanan bir ritim olarak serginin temel izleğini oluşturuyor.

Sergide yer alan üfleme cam birimler, her biri kendi zamansallığını taşıyan bağımsız parçalar olarak var olurken, bir araya geldiklerinde doğrusal olmayan bir hareket örgüsü kuruyor. Yükselme ve geri çekilme, yoğunlaşma ve seyrelme gibi karşıtlıklar bu yapı içerisinde iç içe geçerek sürekli değişen bir salınım hâline dönüşüyor. Sergide karşılaşılan dalga formu, bir doruk noktasına ulaşmayı ya da tamamlanmayı işaret etmek yerine, tekrar eden ancak hiçbir zaman aynı kalmayan bir deneyimin izini sürüyor.

Derya Geylani Vuruşan’ın kişisel yaşamındaki dönüşümler ise bu seride doğrudan bir anlatıya dönüşmeden, malzemenin hafızasına sinen bir iz olarak beliriyor. Adapte olma ve kabulleniş, camın katmanlarında ve hareketinde görünür hale gelirken; bedensel devinimler ile içsel ve dışsal salınımlar, camın donmuş akışkanlığında yankı buluyor. Böylece kişisel olan, sergide evrensel bir duygu alanına açılıyor.


 *Görsel, pg art gallery resmi web sitesinden alınmıştır.

“Sen Bu Musun?”: Hüsamettin Koçan CerModern’de

Sanatçı Hüsamettin Koçan’ın “Ben Bu” başlıklı sergisi, 29 Nisan tarihine kadar CerModern’de sanatseverlerle buluşuyor.

“Ben Bu”, Koçan’ın kendisiyle hesaplaşmasının ve varlığını sorgulamasının sergi formuna dönüşmüş hâli olarak izleyici karşısına çıkıyor. Başlık, dışarıya yöneltilmiş bir mesajdan çok, sanatçının kendi içinde açtığı bir tartışma alanına işaret ederken; sergi, izleyiciyi bu içsel diyaloğa tanıklık etmeye davet ediyor. Aynı zamanda sanatın mekânla, tarih ile ve üretim biçimleriyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmeye çağırıyor.

Koçan’ın sanat pratiğinin merkezinde yer alan Baksı Müzesi ise serginin düşünsel arka planında güçlü bir referans oluşturuyor. Merkezden uzakta, bir dağın başında, yerleşik örneklerin dışında kurulan bu yapı; yalnızca bir müze değil, sanatçının dünyaya bakışını temsil eden bir düşünme biçimi olarak öne çıkıyor. Yerelin dönüşen hikâyesi, göç ve kültürel yabancılaşma gibi temalar, Koçan’ın üretiminde belirleyici bir omurga oluşturuyor.

Sergi, sanatçının Baksı’daki çalışmalarından ve İstanbul’daki atölyesinden gelen eserleri bir araya getirerek geçmiş ile bugün arasında çok katmanlı bir anlatı kuruyor. Şamanizm’den Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine uzanan kültürel izler, farklı tekniklerle güncel bir temsil alanına taşınıyor. Koçan’ın pratiğinde teknik, sabit bir kimlik değil; ele alınan konuya göre dönüşen bir araç olarak dikkat çekiyor. Toprak ve boya birlikteliği, camaltı resimlerin kırılganlığı, silikon yüzeylerin geçirgenliği ve dijital baskılar sergide yan yana gelerek çeşitlenen bir ifade dili oluşturuyor.

Heykellerde seramik ve metalin kullanımı, demonlar ve Şahmaran gibi mitolojik figürlerle birleşirken; Anadolu’nun renkleri ve kültürel hafızası çağdaş sanatın diliyle yeniden yorumlanıyor.

“Ben Bu”, Koçan’ın farklı zamanlar ve kültürler arasında kurduğu çoklu anlatı üzerinden insanın temsiline odaklanırken, izleyiciyi serginin sonunda tek bir soruyla baş başa bırakıyor: “Sen bu musun?”


 *Görsel, cermodern resmi web sitesinden alınmıştır.

Koç Topluluğu 100 Yaşında: “Yüzyılın İzleri” Sergisi

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Koç Topluluğu’nun 100. yılına özel olarak düzenlenen “Yüzyılın İzleri: Koç Topluluğu ve Sanat” sergisini 8 Nisan – 29 Kasım tarihleri arasında sanatseverlerle buluşturuyor.

Serginin küratörlüğünü Didem Yazıcı, yardımcı küratörlüğünü Zehra Begüm Kışla, tasarımını ise Yeşim Demir Pröhl üstleniyor. Cumhuriyet’in ilanından kısa bir süre sonra temelleri atılan Koç Topluluğu’nun yüzyıllık yolculuğu, sergide kültür ve sanat alanındaki katkıları üzerinden ele alınıyor. 1920’lerden günümüze uzanan seçki, sanat eserleri, objeler, fotoğraflar ve arşiv belgeleriyle zengin bir içerik sunuyor.

“Yüzyılın İzleri”, özel girişimlerin sanat alanındaki rolüne odaklanarak Türkiye’nin çok katmanlı sanat tarihine ışık tutuyor. Mimarlık, tasarım, arkeoloji ve güncel sanat gibi farklı disiplinleri bir araya getiren sergi, Koç Topluluğu’nun sanatla kurduğu ilişkisini bütüncül bir şekilde gözler önüne seriyor. Sergide yer alan eserler, kültürel mirasın korunmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurgularken, özel sektörün sanatın gelişimine yaptığı katkıyı da görünür kılıyor.


*Görsel, yapıkrediyayınları resmi x hesabından alınmıştır.


Yorumunuzu bırakın